Bağış Yap

Risale Online — Kur'ân-ı Kerîm, Cevşen, Risale-i Nur, Makaleler ve Soru-Cevap

Son Cevaplanan Sorular

Kadınların Namazda Başörtüsü Üzerine Namaz Örtüsü Örtmesi Sünnet midir? Hikmeti Nedir ve Beyaz Olması Şart mıdır?

Kadının namazda örtmesi gereken yerler, Hanefi, Maliki ve Şafii mezhepleri ile Hanbeli mezhebindeki hakim görüşe göre elleri ve yüzü dışında bütün vücududur. Hanbeli mezhebindeki diğer bir görüşe göre eller de avret sayılırken Hanefi mezhebindeki bir görüşe göre ayaklar örtülmesi gereken yerlerin dışında tutulmuştur.1 Kadınlar namaz esnasında bu şartların sağladıkları taktirde asgari tesettüre uymuş olurlar. Kadınların namaz kılarken başörtülerinin üzerine ayrıca namaz örtüsü örtmeleri, başın ve vücudun örtülmesini daha sağlam şekilde temin etmek ve namaz esnasında açılma ihtimalini önlemek bakımından tercih edilen bir uygulamadır. Bu örtü, başın, saçların, boynun ve diğer örtülmesi gereken yerlerin namaz boyunca kapalı kalmasını kolaylaştırır. Ancak başörtüsünün üzerine ayrıca namaz örtüsü örtmenin sünnet olduğuna dair özel ve açık bir delil bulunduğunu söylemek doğru değildir. İkinci sorunuza gelirsek bahsettiğiniz ikinci namaz örtüsünün beyaz olması da şart değildir.Ayrıca BakınızNAMAZDA KADININ ÖRTMESİ GEREKEN YERLER NELERDİR?KADINLARIN NAMAZDA SÜNNET OLAN OTURUŞ ŞEKLİNAMAZDA KADINLARIN ÇENE ALTINI ÖRTMELERİ ŞART MIDIR?KADINLARIN ETEKLERİNİN ALTINA BİR ŞEY GİYMEDEN NAMAZ KILMALARI NAMAZI BOZAR MI?KADINLARIN RÜKU VE SECDESİ NASIL OLMALIDIR?KADINLARIN ERKEKLERİN BULUNDUĞU AÇIK ALANDA NAMAZ KILMASIKaynakçalarFatih Okumuş, TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV Yayınları, İstanbul 2009, c. 36, s. 576.

Bankaların EFT, Havale ve ATM İşlemlerinden Aldığı Komisyonların Dinî Hükmü Nedir?

EFT ve havale gibi para transfer işlemlerinden alınan ücretler, verilen hizmetin karşılığı olarak makul bir ücret çerçevesinde caiz görülmüştür. Zira bu işlemler sırasında sunulan hizmet, vekalet akdi kapsamında değerlendirilebileceği gibi hizmet alım akdi olarak da değerlendirilebilir. Her iki akitte de ücret alınması caiz görülmüştür.1ATM'lerin arka planda çalışan internet sistemleri, yazılımsal güncellemeleri, ATM'lerin bulunduğu yerler için ödenen kira bedelleri, cihazların bakım ve işletme giderleri, ATM'leri doldurup boşaltan personel ve para nakil araçları gibi pek çok masraf bulunmaktadır. Bunların tamamı bankaların üstlendiği işletme giderleridir. Dolayısıyla ATM'lerden alınan komisyon da sunulan hizmetin karşılığı olarak değerlendirilebilir.Ayrıca BakınızKATILIM BANKASI KREDİ KARTI GECİKME CEZASI CAİZ MİDİR?İNTERNET BANKACILIĞI İLE ALTIN ALIM SATIMI CAİZ MİDİR?BANKALAR VE FAİZKATILIM BANKASINDAN İHTİYAÇ KART KULLANIMIKATILIM BANKALARININ VERDİĞİ PROMOSYON PARASINI ALMAK CAİZ MİDİR? Kaynakçalar(Bk. İbn Cüzey, el-Kavânîn, s. 216; Bilmen, Kâmus, 6/328.)

Bediüzzaman Hazretleri’nin Sarık Sünnetine Verdiği Ehemmiyet ve Bu Konudaki Net Tavrı

Bediüzzaman Hazretleri, gençlik döneminden itibaren sarık sünnetini muhafaza etmişti. Bu dönemde herhangi bir baskı ve zulümle karşılaşmadan sarığını uzun yıllar rahatlıkla sarabilmişti. Ancak 1924 yılının Mart ayında hilafetin kaldırılmasıyla başlayan mânevî bağlardan kopuş süreci, 1925 yılında çıkarılan bir dizi kanunla hızlanarak devam etti.Önce medreseler kapatılarak İslâm ilimleri eğitimi yasaklandı. Bu toplumun mânevî âb-ı hayat membalarının kuruması demekti. Yine, o gün için herkesin kullandığı sarık cübbe gibi İslâmî kıyafetleri yasaklayan, şapka giymeyi mecbur kılan bir kanunla toplumun günlük hayattaki görüntüsü tamamen değişti. Ardından İslâm hukuku ve kanunları yasaklanarak, Avrupa'dan kanunlar ithal edildi. Bu arada Anayasa'daki “Devletin resmî dini İslâm'dır” hükmü de kaldırıldı ve on sene sonra onun yerine “Laiklik” maddesi Anayasa'ya girdi. 1928 Kasım'ında Kur'ân Harfleri'nin kaldırılıp yerine Latin Harfleri'nin kabulü ise Avrupaî bir topluma geçişteki sürecin zirve noktası oldu. 1932 yılında Arabca ezan okumanın yasaklanmasıyla artık Türkiye halkının bir İslâm toplumu olduğunu gösteren camiler ve eski mezar taşlarından başka çok az şey kalmıştı.1O dönemde Bediüzzaman Hazretleri sarık ve İslami kıyafeti Sünnet-i Seniyye'nin, İslami şeairin ve "izzet-i ilmiye"nin (ilmin izzetinin) vazgeçilmez bir sembolü olarak görmüş; en ağır baskı, hapis ve sürgün şartlarında dahi sarığından ve İslami kisvesinden asla taviz vermemişti. Otuz-kırk sene boyunca mahkemelerde, karakollarda, cezaevlerinde ve sürgün hayatında hiçbir hakim veya görevlinin huzurunda sarığını çıkarmamış, başını açmamıştı. O yaşadığı baskıları Denizli mahkemesi müdafasında şöyle aktarmaktadır:Sonra o zâlim ve dünyaca büyük makamlarda bulunanlar dediler: Sen yirmi senedir bir tek def'a takkemizi başına giymedin. Ve eski ve yeni mahkemelerin huzûrunda başını açmadın. Eski kıyafetinle bulundun. Hâlbuki: on yedi milyon, bu kıyafete girdi. Ben de dedim: On yedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızâsıyla ve kalb kabûllüğüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer'iye ve cebr-i kānûnî cihetiyle girmekten ise, azîmet ve takvâ-yı şer'iye haysiyetiyle yedi milyar zâtların kıyafetlerine giren benim gibi otuz seneden beri hayât-ı ictimâiyeyi terk eden adama: İnâd ediyor, bize muhâliftir, denilmez.2Konu ile ilgili Risale-i Nur'da geçen başka bir ifade şöyledir:İslâmî kıyâfeti kat'iyen ve aslâ tebeddül etmeyen; Ve kıyafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokadını yiyen Nevzâd isminde Ankara Vâlîsi'ne: Bu sarık bu başla beraber çıkar tarzında konuşarak boynunu göstermesiyle dokunulmayan bir zâta; hem Isparta, hem Eskişehir, hem Denizli Mahkemeleri dahi başını açtırmadıkları ve son Afyon Mahkemesi müstesnâ binlerce halk ve yirmi polislerin bulunduğu sıralarda bile başını açması ihtâr edilmediği ve münzevî olduğu hâlde; o düşüncesiz me'mûrun ma'nâsız ihânet için müdâhale niyeti, doğrudan doğruya anarşilik hesabına vatan ve millete tehlike getirmeye çalışmaktır.3Hazret-i Üstad'ın, “Ankara Vâlisi Nevzat Bey, cebren kıyafetime ilişmek istedi; hem muvaffak olamadı” ifadesinden anlaşıldığına göre, zorla şapkayı kendisine giydirmeye çalışmış, fakat bunu başaramamıştır. Vâli'nin küstahça tavrını, fiilî taarruz derecesine taşıması üzerine sabrı tükenen büyük Üstad, “Bu sarık bu başla beraber çıkar. Başından bul!” diye büyük bir hiddetle ona beddua etti. Mazlumun âhı yerde kalmaz Arşa çıkarmış. Üstad'ın bedduasını alan bu zalim vâli, üç sene sonra Ankara'da işlenen bir cinayeti örtbas etmeye çalıştığı anlaşılarak mahkemeye verilmişti. Bunu bir türlü gururuna yedirememiş ve en sonunda başına dayadığı tabancasıyla intihar etmiştir. Üstad'ın başına zorla uzanan bu zalim elin sahibi, buna mukabil aldığı bedduaya aynen uğrayıp “başından bularak” kendi cezasını kendi eliyle vermiştir..4Ayrıca BakınızSARIK SÜNNETİSARIK VE CÜBBE GİBİ SÜNNETLERSARIK İLE İLGİLİ HADİSLERCEMAAT SEVABI İLE SARIK SÜNNETİ ARASINDA ÖNCELİK NEDİR?RİSALE-İ NUR'DA ADI GEÇEN SARIKLI GENÇ KİMDİR?SARIK SARMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER ZAYIF MIDIR?BAŞI AÇIK NAMAZ KILMANIN VE TAKKESİZ SARIK SARMANIN HÜKMÜKaynakçalarHeyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1, s 267.Bediüzzaman Said Nursi, Şua'lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 321.Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, c. 4, s. 31.Heyet, Bediüzzaman Said Nursî ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 2, s 710.

Kur’an’da Peygamberlerin Kendi Dillerindeki Sözleri ve Duaları Nasıl Arapça Olarak Nakledilmiştir?

Kur'an'ı Türkçeye tercüme ederken dillerin kelime haznesi ve yapısı farklı olduğundan birebir çeviri yapmak mümkün olmayabiliyor. Peki, Kur'an peygamberlerin sözlerini ve dualarını nasıl aktarmaktadır? Hz. Yusuf (as) İbranice ve Kıptice konuştuğuna göre, Yusuf Suresi'nin 53. ayetindeki “Ben nefsimi temize çıkarmam...” ifadesi İbraniceden Arapçaya nasıl aktarılmıştır? Allah (cc) bu sözleri Arapça olarak mı vahyetmiştir, yoksa asıl ifadeler tercüme edilerek mi nakledilmiştir?

Aklımızdan Geçen Düşünceler ve Bilinçli Hayallerden Dolayı Sorumlu Olur muyuz?

Risaleonline sitesinde, Hak Dini Kur'an Dili adlı eserin 7. cilt, 498-499. sayfalarında, söz ve fiillerin yazılmasıyla ilgili şu ifade geçmektedir: “Biz, ortaya çıkan her fiil ve sözün yazıldığı, gizli kalanlardan yazılmayanlar bulunduğu, bununla birlikte hafızaya geçenlerin yazılmış demek olduğu görüşündeyiz.”Bu ifadeyle ilgili iki sualim var:“Hafızaya geçenlerin yazılmış olması” ifadesinden maksat tam olarak nedir?Anlık olarak akla gelen düşüncelerden farklı olarak, kişinin bilinçli bir şekilde hayal kurmaya devam etmesi ve bu hayalleri zihninde canlandırması da bu kapsama girer mi? İzah eder misiniz?

Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği — bağış
Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği

İlmi çalışmalarımıza destek olabilirsiniz

Sorularınızı titizlikle araştırıp cevaplayan ve sadece gönüllülerden oluşan ekibimize siz de destek olabilirsiniz.