Bağış Yap

Risale Online — Kur'ân-ı Kerîm, Cevşen, Risale-i Nur, Makaleler ve Soru-Cevap

Öne Çıkan Sorular

Bediüzzaman Hazretleri’nin Hüsrev Efendi’ye Dişini Hediye Etmesinin Hikmeti Nedir?

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin hayatı boyunca defalarca maruz kaldığı ağır zehirlenmeler ve esaret/hapis yıllarının getirdiği şiddetli sıkıntılar, vücudunda büyük tahribatlara yol açmış ve dişlerinin dökülmesine sebep olmuştur. Nitekim kendisi bir mektubunda bu durumu şöyle ifade eder:Dokuzuncu sene-i esaretimde sıkıntıdan o sene dokuz dişim düştüler. O münasebetle Isparta'ya me'zuniyetle gitmek, o senede oldu.1Bediüzzaman Hazretleri, dökülen dişlerinden bir tanesini Hüsrev Efendi'ye hediye etmiştir. Hüsrev Efendi, bu manidar hediye karşısında sevincini şu şekilde dile getirmiştir.Hususuyla bu çok kusurlu Hüsrev'in en büyük sevinçlerinden birisi: Cenab-ı Hakk'ın perişaniyet sinesine çökmüş olan şu asır insanlık deryasının korkunç dalgalar içerisinde cehennemi bir ölümle pençeleşen zavallı beşeriyeti sahil-i selamete isale vesile ettiği Risale-i Nur'un mazharı olan sevgili Üstadımız'ın kalb-i mübareklerinden fışkıran feyizlerin fem-i saadetine akmasına yardım ettiği mübarek dişlerinden birisini, hiç de layık olmayan talebesi Hüsrev'e, mübarek sevgili Üstadı ihda ediyorlar ki, iman ve İslam'dan sonra Risale-i Nur'a ve siz sevgili Üstadıma intisab ile iftihar eder. Hakikaten çok kusurlu talebeniz Hüsrev, bu mübarek dişe mazhariyetten dolayı cihan dolu bir süruru kalbinde bulmuştur.2Görüldüğü üzere Hüsrev Efendi, Üstadının diş hediyesine karşı memnuniyetini ifade etmektedir. Ayrıca çok büyük bir şeref ve sevinç duyduğunu ve bu hediyeyi yalnız şahsi bir hatıra değil; Risale-i Nur hizmetine intisabının, Hz. Üstad'a muhabbet ve bağlılığının çok kıymetli bir nişanesi olarak gördüğünü ifade etmektedir.Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretleri'yle tanıştıktan sonra çalışmakta olduğu memuriyetten ayrılarak kendisini Risale-i Nur'un neşrine adamıştı. Adeta bu hizmet için manen seçilmiş ve ona göre hazırlanmış gibi büyük bir hızla ilerlemeye başladı. O sıralarda gayet manidar bazı rüyalar gördü. Bu rüyalardan birisinde Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretlerinin dişlerini görür. Hüsrev Efendinin gördüğü rüyanın dişle alakalı kısmı şu şekildedir.Bir gün bir vakıada (rüyada) sevgili Üstad'ım sizi görüyorum. Yanınızdabeş altı kişi vardı... Sevgili Üstad'ım, boyunuz benden yüksek olduğu için konuşurken ağzınızı görüyordum. Ağzınızın içinde ve üst çenede birbiri içinde üç sıra dişiniz vardı. Uyandım; gece vakti idi, tekrar uyudum.3Bediüzzaman Hazretleri bu manidar rüyaya şu şekilde cevap verir:Hakikatli, sıddık kardeşim Ahmed Hüsrev!Yazdığın Kur'an cüzleri bizlere kanaat verdi ki, senin kalemin Kur'an'a hizmet için memurdur. Sizi tebrik ediyoruz… Sen Üstad'ının ağzında gördüğün üç sıra diş ise, o ağzın mecrasıyla çıkan Sözler'de üç sıra hasiyet vardır ki hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet ettiği gibi; hem marifetullaha, hem i'caz-ı Kur'aniye'ye, hem risalet-i Ahmediye'ye dair burhanları nesceden (dokuyan) ve tahlil eden manevi dişler var olduğuna işarettir...El-Baki Hüve'l-Baki. Said-i Nursi”4Hz. Üstad'ın ağzından çıkan hakikatler çok kuvvetlidir; o hakikatler hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet etmektedir. Ayrıca marifetullahı, Kur'an'ın i'cazını ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ın risaletini isbat eden kuvvetli delilleri içinde taşımaktadır. Burada diş, hakikati öğüten, işleyen, kuvvetlendiren ve beyan eden manevi bir vasıta manasında kullanılmıştır.Bu sebeple rüyada görülen dişler, doğrudan doğruya manevi ilim, kuvvetli beyan, hakka hizmet ve Kur'an hakikatlerini neşretme vazifesine işaret eder.Gerçek hayatta Hz. Üstad'ın kendi dişini Hüsrev Efendi'ye hediye etmesi de bu manaya uygun şekilde anlaşılabilir. Yani denilebilir ki Hz. Üstad, kendi ağzından çıkan iman ve Kur'an hakikatlerini temsil eden bir alameti Hüsrev Efendi'ye vermiştir.KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 194Bediüzzaman Said Nursi, Lahikaya Parlak Bir Zeyl, Hayrat Neşriyat, Isparta 2026, s.120Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.424Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.427

Son Cevaplanan Sorular

Birini İncitmek, Kalbini Kırmak ve Hayal Kırıklığına Uğratmak Kul Hakkına Girer mi?

Evet, insanları incitmek, kalplerini kırmak, umutlarıyla oynamak ve onları üzmek de kul hakkı kapsamına girer. Kul hakları; insanların canları, bedenleri, manevi şahsiyetleri ve saygınlıklarıyla ilgili kişilik haklarının yanı sıra mallarına ve aile fertlerine ilişkin haklarını da kapsar1Kul hakkı denildiğinde genellikle bir kimsenin malını veya parasını haksız yere almak, borcunu ödememek, diyet hakkını ihlal etmek ya da bir başkasının maddî zarara uğramasına sebep olmak gibi durumlar akla gelir. Hâlbuki kul hakları maddî ve mânevî olmak üzere ikiye ayrılır. Mânevî kul hakları, çoğu zaman göz ardı edilen, yeterince önemsenmeyen ve ihlal edildiğinde helalleşilmesi gerek görülmeyen haklardandır. Hak kavramı, öncelikle korunması ve gözetilmesi gereken değerleri ifade eder. Bu çerçevede insanın bedenine ve malına yönelik haksız müdahaleler maddî hakların, kalbine ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hakların ihlali olarak değerlendirilmektedir.2Dolayısıyla bir kimsenin duygularıyla bilerek oynamak, onu kırmak, incitmek veya zor durumda bırakmak da başkasının hakkını ihlal etme kapsamına girer. Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), insanlara karşı güzel ahlaklı olmayı, onların haklarını gözetmeyi ve incitici davranışlardan kaçınmayı öğütleyen pek çok hadis buyurmuştur. Bunlardan birkaçını zikretmekle yetineceğiz. Bu hadislerden bazıları şöyledir:(İyi) Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların emin olduğu kişidir. (Asıl) muhâcir de Allah'ın yasakladıklarını terkedendir.3Kim, cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulmayı isterse, ölümünü, Allah'a ve âhirete inanmış olarak karşılasın. Bir de başkalarına karşı, kendisine nasıl davranılmasından hoşlanıyorsa öyle davransın.4Mü'min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.5Muâz b. Cebel şöyle anlatır: “Bir gün, "Ey Allah"ın Resûlü, beni cennete koyacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana söyle." dedim. Buyurdu ki, "Büyük bir şey sordun ama o, Allah Teâlâ"nın kolaylaştırdığı kimse için kolaydır. Allah"a ibadet eder, O"na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Ramazan orucunu tutar ve Kâbe"yi haccedersin." Sonra da dedi ki, "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç, bir kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları söndürür. Geceleyin bir kimsenin namaz kılması da böyledir." Daha sonra, "Onların vücutları (gece namaz kılmak için) yataklarından uzaklaşır, korku ve ümitle Rablerine dua ederler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayra harcarlar. Onların yaptıkları amellere mükâfat olarak kendileri için göz aydınlığı olacak nimetlerden neler gizlenmiş olduğunu şimdi kimse bilmez." 67 mealindeki âyetleri okudu. Ondan sonra, "Dinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?" buyurdu. "Evet, ey Allah"ın Resûlü." dedim. "Dinin başı teslimiyet, direği namazdır, zirvesi de cihaddır." buyurdu. Ondan sonra da "Bu dediklerimin hepsini kemale erdiren ve tamamlayan şeyin ne olduğunu sana söyleyeyim mi?" diye sordu. "Evet, ey Allah"ın Resûlü." dedim. Mübarek dilini eliyle tutup, "İşte şunu tut." buyurdu. "Ey Allah"ın Resûlü, biz söylediğimiz sözler sebebiyle de mi sorgulanacağız?" dedim. Resûl-i Ekrem, "Annen hasretine yansın ey Muâz! İnsanları yüzükoyun burunları üzerinde sürünerek cehenneme götüren, dilleriyle kazandıkları değil midir? " buyurdu.”6Görüldüğü gibi hadislerde, insanların onurunu, şerefini ve saygınlığını zedelemenin normal bir davranış olarak görülemeyeceği; mânevî hakların da can ve mal hakları gibi korunması gereken önemli haklar olduğu açıkça ortaya konulmuştur.Ayrıca BakınızKUL HAKKINDA SADECE HELALLİK İSTEMEK YETERLİ MİDİR? KUL HAKKI NASIL TELAFİ EDİLİR?KUL HAKKINA GİREN NE YAPMALI? KUL HAKKI İLE ALLAH'IN HAKKI ARASINDAKİ FARK NEDİR?KUL HAKKI İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER NELERDİR?KUL HAKKI VE TEVBEKUL HAKKINA GİREN NE YAPMALI? KUL HAKKI İLE ALLAH'IN HAKKI ARASINDAKİ FARK NEDİR?KaynakçalarMustafa Çağrıcı, “Kul Hakkı”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Erişim 2Ocak 2020).Sancaklı, Saffet. “Hadisler Bağlamında Kul Hakkı Açısından Trafik Olgusunun Analizi / Değerlendirilmesi.” İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 6/2 (Güz 2015), 11-12.Buhârî, Îmân 4, 5, Tirmizî, Kıyâmet 52, Îmân 12; Nesâî, Îmân 8, 9, 11Müslim, İmâre 46. İbni Mâce, Fiten 9Tirmizî, Birr,48Tirmizî, “İmân”, 8.

“Sevap Cihetinde Yaşıyorum, Yalnız Günah Cihetinde Ölüyorum” Ne Demektir? Şirket-i Maneviye Dahil Olmanın Şartları Nelerdir?

21. Lem'a'nın 2. Düsturu'nun haşiyesinde geçen “O rûhlar vâsıtasıyla sevâb cihetinde yaşıyorum, yalnız günâh cihetinde ölüyorum.” ifadesiyle ilgili üç sorum var:Bu sözün kaynağı nedir? Konu ile ilgil ayet ve hadisler nelerdir?Bu manevi ihsan bütün Ehl-i sünnet toplulukları için geçerli midir? Herhangi bir Ehl-i sünnet topluluğuna mensup kişi bu ifadeyi kullanabilir mi?Bu ihsandan faydalanmak için mutlaka bir topluluğa mensup olmak gerekir mi? Kendini ümmete ait hisseden, Müslümanlarla beraber olup onlara hizmet eden, ancak belirli bir topluluğa katılmak istemeyen bir kişi de ümmetin sevabından hissedar olabilir mi?

Bir Memurun Mesai Saatlerinde Ders Çalışması ve Derslere Gitmesi Maaşının Helalliğini Etkiler mi?

Yaklaşık yedi aydır okuduğum üniversitede memur olarak çalışıyorum. Spor tesisleri, havuz ve fitness salonunun bulunduğu birimde görev yapıyorum. Mesaim bazı günler 08.00-17.00, bazı günler 14.00-22.00 arasında oluyor; hafta sonları da bir gün çalışıyorum.Müdürüm, iş olmadığı sürece derslere gidip gelebileceğimi söyledi. Akşam mesaisinde de ara sıra etrafı kontrol etmemi, göze batmamamı yeterli gördüğünü belirtti. Bu nedenle bazen odamda ders çalışarak vakit geçiriyorum. Ancak diğer memurlar yoğun çalışırken benim ders çalışarak maaş almam vicdanımı rahatsız ediyor.Mesai saatlerinde derslere gitmemin ve boş vakitlerimde ders çalışmamın dinî hükmü nedir? Memurluktan elde ettiğim gelir açısından takvaya aykırı bir durum söz konusu mudur? Bu konuda nelere dikkat etmeliyim?

Bediüzzaman Hazretleri’nin Hüsrev Efendi’ye Dişini Hediye Etmesinin Hikmeti Nedir?

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin hayatı boyunca defalarca maruz kaldığı ağır zehirlenmeler ve esaret/hapis yıllarının getirdiği şiddetli sıkıntılar, vücudunda büyük tahribatlara yol açmış ve dişlerinin dökülmesine sebep olmuştur. Nitekim kendisi bir mektubunda bu durumu şöyle ifade eder:Dokuzuncu sene-i esaretimde sıkıntıdan o sene dokuz dişim düştüler. O münasebetle Isparta'ya me'zuniyetle gitmek, o senede oldu.1Bediüzzaman Hazretleri, dökülen dişlerinden bir tanesini Hüsrev Efendi'ye hediye etmiştir. Hüsrev Efendi, bu manidar hediye karşısında sevincini şu şekilde dile getirmiştir.Hususuyla bu çok kusurlu Hüsrev'in en büyük sevinçlerinden birisi: Cenab-ı Hakk'ın perişaniyet sinesine çökmüş olan şu asır insanlık deryasının korkunç dalgalar içerisinde cehennemi bir ölümle pençeleşen zavallı beşeriyeti sahil-i selamete isale vesile ettiği Risale-i Nur'un mazharı olan sevgili Üstadımız'ın kalb-i mübareklerinden fışkıran feyizlerin fem-i saadetine akmasına yardım ettiği mübarek dişlerinden birisini, hiç de layık olmayan talebesi Hüsrev'e, mübarek sevgili Üstadı ihda ediyorlar ki, iman ve İslam'dan sonra Risale-i Nur'a ve siz sevgili Üstadıma intisab ile iftihar eder. Hakikaten çok kusurlu talebeniz Hüsrev, bu mübarek dişe mazhariyetten dolayı cihan dolu bir süruru kalbinde bulmuştur.2Görüldüğü üzere Hüsrev Efendi, Üstadının diş hediyesine karşı memnuniyetini ifade etmektedir. Ayrıca çok büyük bir şeref ve sevinç duyduğunu ve bu hediyeyi yalnız şahsi bir hatıra değil; Risale-i Nur hizmetine intisabının, Hz. Üstad'a muhabbet ve bağlılığının çok kıymetli bir nişanesi olarak gördüğünü ifade etmektedir.Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretleri'yle tanıştıktan sonra çalışmakta olduğu memuriyetten ayrılarak kendisini Risale-i Nur'un neşrine adamıştı. Adeta bu hizmet için manen seçilmiş ve ona göre hazırlanmış gibi büyük bir hızla ilerlemeye başladı. O sıralarda gayet manidar bazı rüyalar gördü. Bu rüyalardan birisinde Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretlerinin dişlerini görür. Hüsrev Efendinin gördüğü rüyanın dişle alakalı kısmı şu şekildedir.Bir gün bir vakıada (rüyada) sevgili Üstad'ım sizi görüyorum. Yanınızdabeş altı kişi vardı... Sevgili Üstad'ım, boyunuz benden yüksek olduğu için konuşurken ağzınızı görüyordum. Ağzınızın içinde ve üst çenede birbiri içinde üç sıra dişiniz vardı. Uyandım; gece vakti idi, tekrar uyudum.3Bediüzzaman Hazretleri bu manidar rüyaya şu şekilde cevap verir:Hakikatli, sıddık kardeşim Ahmed Hüsrev!Yazdığın Kur'an cüzleri bizlere kanaat verdi ki, senin kalemin Kur'an'a hizmet için memurdur. Sizi tebrik ediyoruz… Sen Üstad'ının ağzında gördüğün üç sıra diş ise, o ağzın mecrasıyla çıkan Sözler'de üç sıra hasiyet vardır ki hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet ettiği gibi; hem marifetullaha, hem i'caz-ı Kur'aniye'ye, hem risalet-i Ahmediye'ye dair burhanları nesceden (dokuyan) ve tahlil eden manevi dişler var olduğuna işarettir...El-Baki Hüve'l-Baki. Said-i Nursi”4Hz. Üstad'ın ağzından çıkan hakikatler çok kuvvetlidir; o hakikatler hem şeriata, hem tarikata, hem hakikate hizmet etmektedir. Ayrıca marifetullahı, Kur'an'ın i'cazını ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ın risaletini isbat eden kuvvetli delilleri içinde taşımaktadır. Burada diş, hakikati öğüten, işleyen, kuvvetlendiren ve beyan eden manevi bir vasıta manasında kullanılmıştır.Bu sebeple rüyada görülen dişler, doğrudan doğruya manevi ilim, kuvvetli beyan, hakka hizmet ve Kur'an hakikatlerini neşretme vazifesine işaret eder.Gerçek hayatta Hz. Üstad'ın kendi dişini Hüsrev Efendi'ye hediye etmesi de bu manaya uygun şekilde anlaşılabilir. Yani denilebilir ki Hz. Üstad, kendi ağzından çıkan iman ve Kur'an hakikatlerini temsil eden bir alameti Hüsrev Efendi'ye vermiştir.KaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 194Bediüzzaman Said Nursi, Lahikaya Parlak Bir Zeyl, Hayrat Neşriyat, Isparta 2026, s.120Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.424Heyet, Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru'l-Halefi Ahmed Hüsrev Altınbaşak, Hayrat Neşriyat, Isparta 2013, c. 1s.427

Abdestte Unutulan Bir Uzuv Sonradan Yıkanırsa Abdest Geçerli Olur mu?

Evet, abdest esnasında veya abdest bittikten sonra bir uzvun yıkanması unutulup sonradan hatırlanırsa, sadece o unutulan kuru yerin yıkanması yeterlidir. Abdesti en baştan almak gerekmez. Hanefi mezhebine göre abdest organlarını sırayla yıkamak (tertip) ve ara vermeden peş peşe yıkamak (müvalat) sünnet olduğundan, aradan zaman geçmiş olsa dahi hatırladığı an sadece unutulan kuru yeri yıkamak abdesti tamamlamak için yeterlidir1Ayrıca BakınızABDEST ALIRKEN BOĞAZA SU KAÇMASI ORUCU BOZAR MIKUR'AN'I KERİM'E ABDESTSİZ DOKUNMAK VE OKUMAKGUSÜL ABDESTİ ALIRKEN KONUŞMAKABDEST ALIRKEN BOYNU MESHETMEKABDESTTE UZUVLARI OVMAK ŞART MIDIR?ŞAFİİ MEZHEBİNDE ABDEST NİYETİ KALPTEN YAPILIR MI?KaynakçalarVehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 163.

Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği — bağış
Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği

İlmi çalışmalarımıza destek olabilirsiniz

Sorularınızı titizlikle araştırıp cevaplayan ve sadece gönüllülerden oluşan ekibimize siz de destek olabilirsiniz.