Bağış Yap

Risale Online — Kur'ân-ı Kerîm, Cevşen, Risale-i Nur, Makaleler ve Soru-Cevap

Son Cevaplanan Sorular

3.589

"Artık O Zaman Gök Yarılıp Da Erimiş Yağ Gibi (Kıpkırmızı) Bir Gül Hâline Gelir!" Ayetinin Tefsiri

İlgili ayet Kur'an'da şöyle geçmektedir:Artık o zaman gök yarılıp da erimiş yağ gibi (kıpkırmızı) bir gül hâline gelir!1Bu ayet hakkında tefsir âlimleri şöyle demiştir:Elmalılıya göre, Sonra da gök bir yarıldı mı yani kıyamet kopmaya başlayıp gök dürülmek üzere çatladığı çatlayıp da bir gül olduğu, kıpkırmızı bir gül gibi kızarmış bir halde yağ gibi eridiği zaman.. şartiyyedir, cevabı mahzuftur. Yani kıyamet zamanı şimdi tafsilatını anlayamayacağınız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkılablar olacaktır.2İmam Matüridi'ye göre, Gökyüzü yağ gibi kızarır ve erir. Dünya semasının demirden olduğu rivayet edilmiştir, kıyamet koptuğunda cehennem ateşinin hararetiyle yeşilden kırmızıya döner, tıpkı ateşte ısıtılan demirin kızarması gibi.3Fahrettin Razi'ye göre, Meşhur olan manaya göre bu, "Sema o zaman hemen, kıpkırmızı olur.." anlamındadır. Buna göre, eritilmiş olan yağ, bir defada dökülür ve bir defada erir. Demir ve kurşun ise, iyice erimezler. Böylece, yağın, eridikten sonraki hareketi, dışındaki şeylerin hareketinden daha süratli olur. Buna göre Cenab-ı Hak sanki, "O zaman göğün hareketi, ince kısımları eriyip de kendisinden yararlanılan, geriye ise tortuları kalan bir kurşun gibi değil de, bir hamlede akıveren yağ gibi, tek bir meydana geliş (verde) olur." buyurmuştur. Demir ve bakır da böyledir. kelimesi, semânın büyüklüğü ve unsurlarının farklılığından dolayı, meydana gelecek olan erimelerin çokluğu sebebiyle çoğul getirilmiştir. Zira gök cisimleri, dışındakilere muhalefet halindedir.4Vehbe Zuhayli'ye göre ise: Gök yarılıp kızarmış yağ gibi bir gül..." teşbih-i beliğdir. Burada benzerlik yönü ve edatı zikredilmemiştir. "Kırmızılıkta gül gibi" demektir.Artık gök yarılıp kızarmış yağ gibi bir gül olduğu zaman." Yani kıya­met günü gelip gök yarıldığı, kırmızı bir gül gibi olup dağıldığı ve yağ gibi eridiği, bir başka manaya göre kırmızı deri (sahtiyan) gibi renklendiği za­man. Burada anlatılmak istenen şudur: Gökyüzü zeytin yağı gibi erir ve renkten renge girer: Bazan kırmızı, bazan sarı, bazan mavi, bazan yeşil olur. İşte bu, emrin şiddetinden ve kıyametin dehşetindendir.5Birçok klasik müfessir bu ayeti kıyametin kopması sırasında gökyüzünde meydana gelecek büyük değişimlerin anlatımı olarak açıklamışlardır. Göğün yarılması, kızarması ve eriyen yağ gibi bir hâle gelmesi, kıyametin dehşetli olaylarını anlatan güçlü bir benzetmedir. Kıyamet anında gök düzeninin bozulacağı, renginin değişeceği ve insan aklının tasavvur etmekte zorlanacağı büyük dönüşümler yaşanacağı ifade edilmiştir.Bununla birlikte modern çağda bilimsel gelişmeler sayesinde bazı araştırmacılar bu ayete farklı bir açıdan da bakmaktadır. Günümüzde teleskoplar ve uzay araştırmaları sayesinde insan gökyüzünü adetâ yararak uzayın derinliklerini gözlemleyebilmektedir. Bu durum da ayette geçen "göğün yarılması" ifadesinin daha geniş anlamlara işaret edebileceği de muhtemeldir. Bu noktada özellikle uzayda görülen bazı görsel oluşumlar ayette "gül" tabiriyle uyumlu olması Kur'an'ın ezeli ve ebedi bir kitap olduğu gözler önüne sermektedir. Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:Ne yerde, ne de gökte zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalır; ne bundan daha küçük, ne de daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki, apaçık bir kitabda (Levh-i Mahfûz'da) bulunmasın!6Rosette Nebuba (Güle Benzeyen Bulutsu)Konunun daha iyi anlaşılması için uzayda gerçekleşen iki önemli astronomik olaya değinmek gerekir: Nebula ve süpernova. Nebula (bulutsu), uzayda geniş alanlara yayılmış gaz ve toz bulutlarına verilen isimdir. Bu yapılar genellikle hidrojen, helyum ve çeşitli iyonize gazlardan oluşur ve milyonlarca kilometrelik alanlara yayılabilir. Nebulaların sıcaklıkları çok yüksek değerlere ulaşabilir ve bazıları yeni yıldızların oluştuğu bölgeler hâline gelir.Süpernova ise büyük yıldızların ömrünün sonunda meydana gelen çok şiddetli patlamalara verilen isimdir. Bir yıldızın yakıtı tükendiğinde gerçekleşen bu patlama sırasında ortaya çıkan enerji son derece büyüktür hatta bazen Güneş'in milyarlarca yılda yayacağı enerjiden daha fazlası kısa sürede açığa çıkabilir. Bu patlamalar sonucunda uzayda büyük gaz bulutları oluşur ve bu bulutlar çoğu zaman renkli ve çiçeğe benzer şekiller meydana getirirler.7Bu tür oluşumlardan biri de "gül bulutsusu” olarak bilinen "Rosette Nebula"dır. Bu bulutsu 1690 yılında İngiliz astronom John Flamsteed tarafından gözlemlenmiş ve görünüşü bir güle benzediği için Latince "gül şeklindeki bulutsu" anlamına gelen bu isim verilmiştir. Uzay teleskoplarıyla çekilen görüntülerde gerçekten de kırmızı tonlarda, gül şeklini andıran büyük gaz bulutları görülmektedir.89Kur'an'daki "gök yarılıp erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül hâline gelir" ifadesi bu tür kozmik görüntülere de dikkat çekiyor olabilir. Çünkü süpernova patlamaları sonucu oluşan nebulalar (bulutsu), ayetteki tasvire benzer bir görüntü ortaya çıkarabilmektedir.Sonuç olarakRahmân Sûresinin 37. ayeti klasik müfessirlere göre kıyamet günü gökyüzünde meydana gelecek büyük değişimleri anlatan bir benzetmedir. Modern dönemde ise uzay araştırmaları sayesinde görülen nebula ve süpernova gibi olayların görüntülerinin ayetteki tasvire benzemesi dikkat çekmiş ve bu durum Kur'an'ın derin anlamlarından biri olması muhtemeldir.Güle Benzeyen Bulutsu Görselleri:Ayrıca BakınızKURAN-I KERİM'İN BİLİMSEL MUCİZELERİ NELERDİR.KUR'AN İLE BİLİM ARASINDA GÖRÜNEN ÇELİŞKİLER NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?HER BİR AYETİN BİRÇOK MANASIKaynakçalarRahmân, 55 / 37.Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Ku'ran Dili, Huzur Yayınevi, 2005, c. 7, s. 379-380.Ebu Mansur el-Maturidi, "Te'vilatül Kur'an", Râhman 55/37.Fahruddîn er-Râzî, "Tefsir-i Kebir Mefatihu'l-Gayb", Huzur Yayınevi, 2002, c.21, s. 118-119.Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü'l-Münir, Risale Yayınları, c. 14, s. 187-189.Yunus, 10 / 61.https://tua.gov.tr/tr/blog/evren/bulutsu-nebula-nedirhttps://bilimgenc.tubitak.gov.tr/cassiopeia-supernova-kalintisihttps://enpopulersorular.com/library/lecture

2.986

"Hiç-Ender-Hiçim, Fakat Bu Mevcudatı Birden İsterim" Ne Demektir?

İlgili yer Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:Ey nefsim! Madem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:Faniyim, fani olanı istemem. Acizim, aciz olanı istemem. Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem.İsterim, fakat bir yar-ı baki isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim.1Bediüzzaman Hazretleri burada insanın, yaratılış bakımından çok zayıf, aciz ve muhtaç olduğunu anlatıyor. İnsan, bedeni yönüyle kâinatta çok küçük bir yer kaplar. Hatta adeta bir hiç gibidir. Fakat buna rağmen manevi yönü çok büyüktür. Çünkü insan, Allah'ın isimlerine ayna olacak, yeryüzünde halife olacak ve kainattaki birçok manayı anlayıp Rabbine yöneltecek bir kabiliyette yaratılmıştır. Bu yüzden küçücük olduğu halde çok büyük şeyler ister. Yani insan, aciz olduğu için sonsuz kudret sahibini; fani olduğu için ebedi olanı; muhtaç olduğu için her şeye malik olan Allah'ı arar ve ister. Dünyadaki sınırlı şeyler insan kalbini tam doyurmaz. İnsanın içindeki büyük istekleri ancak Allah karşılayabilir. “Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim” sözü de bunu anlatır.Daha geniş bir ifadeyle “Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim.” ifadesiyle, insanın nefsi ve görünüşü itibarıyla kâinatta hiç hükmünde olduğunu; lakin gördüğü vazife ve manen çıktığı yüksek mertebe itibarıyla bütün varlıkların üstünde bir mevkiye ulaşacağını ifade eder. Aynı zamanda kalbindeki sınırsız muhabbet ve sevgi ile dünyayı, evreni, ahiret hayatını ve tüm yaratılmış varlıkları birden sevip isteyecek bir fıtratta yaratıldığını nazara vermektedir. Zira insana bu potansiyel ve istidat Rabbimiz tarafından verilmiş ve özüne yerleştirilmiştir. İman ve ibadet vasıtasıyla ruhuna yerleştirilmiş olan bu istidatlar gelişmeye ve büyümeye başlar ve sonuçta insanı yüksek manevi bir makama yüceltir. Burada asıl olan, insanın kendi acizliğini, fakirliğini, eksikliğini, kusurlu ve fani oluşunu anlayıp sonsuz kudret, rahmet ve hikmet sahibi Rabbine iman ve dua ile yönelmesi, O'na dayanıp O'ndan yardım dilemesi ve O'na ibadet etmesidir.İnsanın madde itibarıyla hiçliğiyle birlikte bütün varlıkları birden istemesi gerçeğini Bediüzzaman Hazretleri başka bir yerde şöyle izah eder:Hem deme ki: Ben hiçim; ne ehemmiyetim var ki, bu kainat, bir Hakim-i Mutlak tarafından kasdi olarak bana teshir edilsin, benden bir şükr-ü külli istenilsin? Çünkü sen, çendan nefsin ve suretin itibariyle hiç hükmündesin, fakat vazife ve mertebe noktasında, sen şu haşmetli kainatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belagatlı bir lisan-ı natıkı ve şu kitab-ı alemin anlayışlı bir mütalaacısı ve şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nazırı ve şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.2Bu kısımda insanın dış görünüşü ve cismani varlığı bakımından küçük, zayıf ve adeta “hiç” hükmünde olduğu; fakat vazifesi ve manevi kıymeti bakımından çok büyük bir makam taşıdığı anlatılır. Yani insan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Bilakis kâinatı seyreden, ondaki hikmetleri anlayan, varlıkların tesbihini fark eden ve bunları idrak edip şükürle Allah'a yönelen şuurlu bir kuldur. Yukarıdaki paragrafta “şu haşmetli kainatın dikkatli bir seyircisi” denilmesi, insanın koca âlemi ibretle temaşa etmesi demektir. “Şu hikmetli mevcudatın belagatlı bir lisan-ı natıkı” ifadesi, varlıklarda görünen manaları anlayıp dile getirebilmesini bildirir. “Şu kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalaacısı” denilmesi ise insanın kâinata mana-yı harfi ile yani Allah hesabına bakıp onu Allah'ın isimlerini gösteren bir kitap gibi okuyabilmesidir.Netice olarak insan, kendi başına zayıf ve fakirdir; fakat iman, şuur ve kulluk ile bütün varlıklar namına bakabilen, düşünebilen, şükredebilen ve Allah'a yönelen çok kıymetli bir mahluktur.Ayrıca BakınızİNSANIN "AHSEN-İ TAKVİM" ÜZERE YARATILMASININ ANLAMIİNSANIN YERYÜZÜNDE HALİFE OLMASIİNSANDAKİ ADI KONMAMIŞ LATİFELER / 13. LEMAALLAH'IN İSİMLERİNİN İNSAN ÜZERİNDE TECELLİSİKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 92Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 120

Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği — bağış
Hayrat İlmi Araştırmalar Derneği

İlmi çalışmalarımıza destek olabilirsiniz

Sorularınızı titizlikle araştırıp cevaplayan ve sadece gönüllülerden oluşan ekibimize siz de destek olabilirsiniz.