İlgili yer şöyle geçmektedir:Sağa, yani mâzî olan geçmiş zamana bakıp teselli ararken, bana mâzî, pederimin ve ecdadımın ve nev'imin bir mezâr-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi.Sol tarafım olan istikbâle dermân ararken baktım. Gördüm ki, benim ve emsâlimin ve nesl-i âtînin büyük ve karanlıklı bir kabri sûretinde göründü. Ünsiyet yerine dehşet ve vahşet verdi.Sağ ile soldan tevahhuş edip, hazır günüme baktım. O gafletli ve târihvârî nazarıma o hazır gün, yarım ölmekte ve hareket-i mezbûhânedeki ızdırâb çeken cismimin cenazesini taşıyan bir tabut sûretinde göründü.Sonra bu cihetten dahi me'yûs olunca, başımı kaldırıp ömrümün ağacının başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek bir meyvesi var. O da benim cenazemdir. O ağaç üstünde duruyor, bana bakıyor.O cihetten dahi tevahhuş edip başımı aşağıya eğdim. O ömür ağacının aşağısına, köküne baktım. Gördüm ki, o aşağıda olan toprak, kemiklerimin toprağıyla mebde'-i hilkatimin toprağı birbirine karışmış bir sûrette, ayaklar altında çiğneniyor gördüm. O da dermân değil, belki derdlerime derd kattı.Sonra mecbûriyetle arkama baktım. Gördüm ki, esassız, fânî olan dünya, hiçlik derelerinde, yokluk zulümâtında yuvarlanıp gidiyor. Derdlerime merhem ararken, zehir ilâve etti.O cihetten dahi hayır göremediğimden ön tarafıma baktım. İleriye nazarımı gönderdim. Gördüm ki, kabir kapısı yolumun üstünde açık görünüp, ağzını açmış bana bakıyor. Onun arkasında ebed tarafına giden cadde ve o caddede giden kāfileler uzaktan uzağa nazara çarpıyor. İşte bu altı cihetten gelen dehşetlere karşı...1Bediüzzaman Hazretlerinin bahsettiği altı cihete (yöne) başlıklar halinde değinecek olursak;1. Mâzî - Geçmiş ZamanBediüzzaman Hazretlerinin “sağ tarafım” diye ifade ettiği mâzî, yani geçmiş zaman, insanın geçmişte yaşamış ecdadını, önceki nesilleri ve insanlığın geride bıraktığı hayatı temsil eder. İnsan sadece dünyaya ve maddi hayata baktığında, geçmişte yaşayan insanların artık geri gelmeyeceğini ve onların ölümle ayrıldığını düşünerek hüzünlenebilir. Bu sebeple Bediüzzaman Hazretleri, geçmişi kendisi için “büyük bir mezar” gibi görmüş ve orada teselli bulmak yerine ölüm ve ayrılık duygusuyla karşılaşmıştır.2. İstikbâl - Gelecek Zaman“Sol tarafım” olarak ifade edilen istikbâl, yani gelecek zaman, insanın henüz yaşamadığı ve ne olacağını bilmediği zamanı ifade etmektedir. İnsan geleceğe sadece dünya hayatı açısından baktığında, kendisinin, yakınlarının ve gelecek nesillerin de sonunda öleceğini düşünür. Bu belirsizlik ve ölüm düşüncesi, geleceği karanlık ve korkutucu bir mezar gibi gösterebilir. Bu nedenle Bediüzzaman Hazretleri geleceğe baktığında teselli yerine dehşet hissetmiştir.3. Ömür Ağacının Üstü - Hayatın SonucuBediüzzaman Hazretleri daha sonra “ömrümün ağacının başı” diyerek kendi hayatının tamamına bakar. Bu ağacın tek bir meyvesi olduğunu, onun da kendi cenazesi olduğunu görür. Burada ömür ağacı insanın doğumundan ölümüne kadar geçen hayatını, meyvesi ise hayatın dünyadaki sonunu temsil eder. Bu bağlamda insan yalnızca dünya hayatına odaklanırsa, bütün çabalarının sonunda ölüm bulunduğunu düşünerek ümitsizliğe kapılabilir.4. Ömür Ağacının Kökü - Başlangıç ve ToprakBediüzzaman Hazretleri bu defa ömür ağacının köküne, yani insanın yaratılışının başlangıcına ve toprağa bakar. İnsanın sonunda toprağa döneceğini, başlangıcının da topraktan olduğunu düşünür. Böylece insanın dünya hayatındaki başlangıcı ile sonunun toprak olduğunu görür. Fakat sadece maddi açıdan bakıldığında bu durum da ona teselli vermez aksine insanın faniliğini ve dünyadaki geçiciliğini daha fazla hissetmesine sebep olur.5. Arkasındaki Dünya - Fânî DünyaBediüzzaman Hazretleri arkasına, yani geride bıraktığı dünyaya baktığında, dünyanın da sürekli değiştiğini ve sonunda yok olup gidecekmiş gibi göründüğünü nazara vermektedir. Böylece dünya, insanın gözünde kalıcı bir hayat ve güvenli bir sığınak olmaktan çıkar, zamanla eskiyen ve sonunda yokluğa doğru giden fânî bir yer haline gelir. Bu bakış açısıyla insan, dünyadan kalıcı bir teselli bekleyemeyeceğini anlar. Bu sebeple dünya da onun dertlerine çare olmak yerine fanilik duygusunu artırır.6. Ön - Kabir ve AhiretBediüzzaman Hazretleri diğer cihetlerde teselli bulamayınca ön tarafına, yani karşısındaki istikbale baktığında, yolunun üzerinde açık bir kabir görür. Bu kabir, insanın karşılaşacağı kesin ölümü ve dünya hayatının sonunu temsil etmektedir. Ancak kabrin arkasında ebediyete doğru uzanan bir cadde ve o caddede ilerleyen kafileler bulunmaktadır. Böylece ön taraf, ilk bakışta korkutucu görünse de aslında insanı ahirete ve ebedi hayata açılan bir kapının karşısına getirmektedir.Bütün bu altı cihetin ortak noktası şudur: Bediüzzaman Hazretleri, sağ, sol, yukarı, aşağı, arka ve ön cihetlere yalnızca dünyevi ve maddi bir bakışla baktığında her tarafta ölüm, ayrılık, fanilik ve geçicilik görmektedir. Geçmişte ecdadın ölümü, gelecekte kendisinin ve nesillerin ölümü, ömür ağacının sonunda cenaze, kökünde toprak, arkasında fani dünya ve önünde kabir vardır. Bu nedenle insanın sadece dünya hayatını esas alan bakışı, hangi cihete yönelirse yönelsin ona kalıcı bir teselli vermez. Asıl teselli ise bu altı cihetin iman ve ahiret nazarıyla yeniden değerlendirilmesiyle ortaya çıkacaktır.Ayrıca metin ilk okunduğunda mâzî, istikbâl, hâzır gün, ömrün ağacının başı, kökü, arka ve ön şeklinde yedi ayrı şeyden söz edildiği için yedi cihet varmış gibi görünebilir. Ancak Bediüzzaman Hazretlerinin kullandığı “cihet” kelimesini yön anlamında düşündüğümüzde, yönleri ifade eden sağ, sol, yukarı, aşağı, arka ve ön olmak üzere altı cihet vardır. “Hâzır gün” ise bir yön değil, insanın içinde bulunduğu şimdiki zamanı ifade eder. Bu sebeple altı cihet hesabına ayrıca bir yön olarak dahil edilmemiş görünmektedir.Ayrıca BakınızGENÇLERİN HAYIRLISI İHTİYARLARIN ŞERLİSİİHTİYARLAR RİSALESİ DÖRDÜNCÜ RECA'NIN İZAHIKaynakçalarBediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 239.