Sünnet-i Seniye

18.02.2012

5819

Tarikatta Üstünlük Neyle Ölçülür?

Bediüzzaman Hazretleri, İmam-ı Rabbânî'den naklen, "En parlak evliyaların, Sünnet-i Seniyye'yi esas yapan tarikatlarda yetiştiğini" söylüyor. Sünnet'i esas yapmayan tarikattan veli yetişir mi?

18.02.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorunuzun cevabına geçmeden önce, cümlenin geçtiği metne göz atalım:

İkinci Nükte: İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî demiş ki: "Ben seyr-i rûhânîde kat‘-ı merâtib ederken, tabakāt-ı evliyâ içinde en parlağını, en haşmetlisini, en letâfetlisini ve en emniyetlisini, sünnet-i seniyeye ittibâı esâs-ı tarîkat ittihâz edenleri gördüm. Hatta o tabakanın âmî evliyâları, sâir tabakātın hâs velîlerinden daha muhteşem görünüyordu!1

Burada Hazret-i İmam'ın şu tabirine dikkat etmemiz lazım: "Sünnet-i Seniyeye ittibâyı esâs-ı tarîkat ittihâz edenler." Yani tarikatın esası olarak bunu uygulayanlar. Peki, veli yetiştiren hak tarikatlardan sünneti esas yapmayan olur mu? Elbette olmaz, olamaz. Bütün hak tarikatlar, Peygamber Efendimizin (sav) ibadet ve âdetlerine bakan sünnetlerini harfiyen uygularlar. Hiçbir sünneti ihmal etmezler. Burada kastedilen mâna şu olsa gerek: Her bir tarikatın kendine mahsus olan ve onu diğer tarikatlardan ayıran hususi terbiye, zikir ve seyr-i sülûk, yani maneviyatta yükselme metotları vardır. Bediüzzaman Hazretleri, bu özel metotların ilham aracılığı ile keşfedildiğini söyler ve şöyle devam eder:

Tarîkatta evrad ve ezkâr ve meşrebler nev'inden olsa ve asılları Kitab ve Sünnetten ahzedilmek şartıyla ayrı ayrı tarzda, ayrı ayrı surette olmakla beraber, mükerrer olan usûl ve esasat-ı sünnet-i seniyeye muhalefet ve tağyir etmemek şartıyla, bid'a değillerdir.2

Netice olarak, onlardan hangisi hususi tarikat âdâblarını Sünnet-i Seniye üzerine daha fazla bina edebilmişse, onların tarikatı daha parlaktır. İmam-ı Rabbânî Hazretleri, bu mevzuyu Mektûbât-ı Rabbânî eserinin 168. mektubunda tarikat âdâbı ile bağlantılı olarak şöyle izah eder:

"Yüksek bilginize sunarız ki, bu kıymetli yolun (Nakşî Tarikatı'nın) üstünlüğü ve bu yolun büyüklerinin yüksekliği, sünnete yapıştıkları ve bid’atlerden kaçındıkları içindir. Bunun içindir ki, bu yüksek yolun büyükleri, yüksek sesle zikretmekten bile sakınmışlardır. Kalp ile sessiz zikretmeyi emir buyurmuşlardır. Şarkı, kasîde, ilâhî gibi şeyler okumayı; raks, dans etmek gibi oyunları ve Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz ve dört halîfesi (rıdvânullahi aleyhim) zamanlarında olmayan vecd ve tevâcüd, yani kendinden geçmek, şuûrsuz hareket ve sözleri yasak etmişlerdir. O büyükler zamanlarında bulunmayan halvet, yani yalnız başına kalmak ve erba’în, yani kırk gün bir yere kapanıp çile çıkarmak yerine, insanlar arasında, kalbini Allah ile bulundurmak saâdetine kavuşmuşlardır. Sünnete yapışarak, çok kıymetli şeyler elde etmişlerdir. Bid’atten sakınarak, yüksek derecelere kavuşmuşlardır. Bunun için, başka yoldan ilerleyenlerin en son ele geçirdikleri şeyler, bu büyüklere daha başlangıçta verilmiş; bunların yolu, bütün yollardan üstün olmuştur."

Görüldüğü gibi, İmam-ı Rabbânî Hazretleri de mevzuyu, İslam'ın genel itikat meselesi içinde değil, tarikatın terbiye metotları çerçevesinde anlatıyor.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.52

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.57


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız