Bir hadis-i kutsîde şöyle buyrulmuştur:
Allahu Teâlâ Hazretleri diyor ki: "Ben ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Kim bir amel yapar, buna benden başkasını da ortak kılarsa, onu ortağıyla baş başa bırakırım."1
Riyanın gizli şirk olması, ibadette ve amelde Allah’ın rızasına başkasını ortak etmek manasındadır. Çünkü bir amel aslında yalnız Cenâb-ı Hakk'ın emri ve rızası için yapılmalıdır. Fakat insan o ameli yaparken insanların beğenisini, takdirini, alkışını veya övgüsünü de düşünmeye başlarsa kalp içinde Allah’ın rızasının yanına kulların nazarını da koymuş olur. İşte bu hâl, açık bir putperestlik gibi görünmese de manen kalbin yönünü Allah’tan başkasına çevirdiği için gizli bir şirktir.
Evet, riyanın temelinde çoğu zaman insanların nazarında değer kazanma arzusu vardır. Çünkü insan aczini unutup nazarını halka çevirdiğinde kalbin teveccühünü Allah’tan insanlara kaydırır. Halbuki insanlar fânidir, değişkendir ve hiçbirinin hakiki fayda veya zarar verme gücü yoktur. Hakiki tesir sahibi yalnız Allah’tır. Bu yüzden kul kendi aczini, fakrını ve muhtaçlığını ne kadar anlarsa insanların övgüsüne o kadar kıymet vermez. Böylece ihlas kuvvet bulur, riya ise zayıflar. Çünkü ihlas, Allah bilsin yeter diyebilmektir; riya ise İnsanlar görsün ve bilsin arzusunun kalbe karışmasıdır. Sevgili Peygamber (sav) riya için yapılan amellerin boşa gittiğini şöyle anlatmaktadır:
Şüfeyyü`l-Esmai, Hz. Ebu Hüreyre`den naklediyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü ilk çağrılacaklar, Kur`an-ı ezberleyen biri, Allah yolunda öldürülen biri ve bir de çok malı olan biridir. Allah Teâlâ Hazretleri Kur'an okuyana: "Ben Resulüme inzal buyurduğum şeyi sana öğretmedim mi?" diye soracak. Adam: "Evet ya Rabbi!" diyecek. "Bildiklerinle ne amelde bulundun?" diye Rabb Teâlâ tekrar soracak. Adam: "Ben onu gündüz ve gece boyunca okurdum." diyecek. Allahu Teâlâ Hazretleri: "Yalan söylüyorsun!" diyecek. Melekler de ona: "Yalan söylüyorsun!" diye çıkışacaklar. Allahu Teâlâ Hazretleri ona: "Bilakis sen, 'Falanca Kur'an okuyor.' densin diye okudun ve bu da söylendi." der. Sonra mal sahibi getirilir. Allah Teâlâ Hazretleri: "Ben sana bolca mal vermedim mi? Hatta o kadar bol verdim ki kimseye muhtaç olmadın?" der. Zengin adam, "Evet ya Rabbi." der. "Sana verdiğimle ne amelde bulundun?" diye Rabb Teâlâ sorar. Adam: "Sıla-i rahimde bulunur ve tasadduk ederdim." der. Allahu Teâlâ Hazretleri: "Bilakis sen, 'Falanca cömerttir.' desinler diye bunu yaptın ve bu da denildi." der. Sonra Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah Teâlâ Hazretleri: "Niçin öldürüldün?" diye sorar. Adam: "Senin yolunda cihadla emrolundum. Ben de öldürülünceye kadar savaştım." der. Hakk Teâlâ ona: "Yalan söylüyorsun!" der. Ona melekler de: "Yalan söylüyorsun!" diye çıkışırlar. Allahu Teâlâ Hazretleri ona tekrar: "Bilakis sen, 'Falanca cesurdur.' desinler diye düşündün ve bu da söylendi." buyurur.
Sonra (Resulullah (sav), Ebu Hüreyre'nin dizine vurup): "Ey Ebu Hüreyre! Bu üç kimse, kıyamet günü cehennemin aleyhlerinde kabaracağı Allah'ın ilk üç mahlukudur!" dedi." Şüfey der ki: "Ben Ebu Hüreyre'den aldığım bu hadisi, Hz. Muaviye'ye haber verdim. Bunun üzerine: 'Böylelerine bu muamele yapılırsa, insanların geri kalanlarına neler yapılır?' dedi ve Hz. Muaviye şiddetli bir ağlayışla ağlamaya başladı; öyle ki helak olacağını zannettim. Derken bir müddet sonra kendine geldi, yüzündeki (gözyaşlarını) sildi ve şunları söyledi: "Allah ve Onun Resulü doğru söylediler: 'Dünya hayatını ve onun zinetini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz. Onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır.'"2
Bu hadis-i şerif, riya ve ihlas meselesinin ne kadar ciddi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zahirde en faziletli ibadetler olan Kur’an okumak, Allah yolunda savaşmak ve infak etmek, eğer Allah'ın rızası yerine insanların beğenisini kazanmak amacıyla yapılırsa ahirette bir değer ifade etmez. Çünkü amelin kabul şartı ihlastır; niyet bozulduğunda amel de bozulmuş olur. Hadiste “gizli şirk” vurgusu yapılarak, amele insanların takdirini karıştırmanın büyük bir tehlike olduğu bildirilir. Bu da mümini sürekli niyetini kontrol etmeye, yaptığı her işi yalnız Allah rızası için yapmaya yönlendiren önemli bir ikazdır. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine kulluk etmekte hiçbir kimseyi ortak koşmasın.3
Bu ayet, amelin kabulü için iki temel esası göstermektedir: Salih amel ve ihlas. Yani bir amelin yalnız güzel görünmesi yeterli değildir, aynı zamanda yalnız Allah rızası için yapılması gerekir. “Rabbine kullukta hiçbir kimseyi ortak koşmasın” ifadesi, ibadet ve amellerin içine riya, gösteriş ve insanların beğenisini katmamak gerektiğini ders verir. Çünkü Allah’a kavuşmayı gerçekten arzulayan bir kul, amelini insanların alkışına değil, Allah’ın rızasına bağlar.
Müslim, Zühd 46
Tirmizi, Zühd 48
Kehf, 18/ 110.

