RİSALE-İ NUR

09.03.2010

29864

Risale-i Nur'da Tevbe ve İstiğfarla Alakalı Yerler

Risale-i Nur'da tevbe konusu nasıl ele alınmıştır? Nerelerde hangi ifadeler geçmektedir? İzah eder misiniz?

16.03.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Risale-i Nur'da geçen tevbe ve istiğfar bahislerinden bazıları şöyledir:

Demek duâ ve tevekkül, meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi; istiğfâr ve tevbe dahi, meyelân-ı şerri keser, tecâvüzâtını kırar.1

Yani dua ve tevekkül insanda hayra yönelişi güçlendiriyor, tevbe ve istiğfar ise şerre ve kötülüğe olan meyli kesmektedir. Bu sebeple insan iyiliğe yönelmek için Allah’a dayanmalı; kötülüğün etkisini kırmak için de hatasını fark edip tevbe etmelidir. Tevbe, günahın saldırısını durduran manevi bir settir.

Senin ma‘nevî bir nedâmet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfâr hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır.2

Kişinin kendi kusurunu fark etmesi, içten bir pişmanlık ve gizli bir tevbe hükmündedir. Haksız olduğunu kabul etmek, o kötü huyun zararından kurtulmaya vesile olur. Asıl kurtuluş, başkasını suçlamak değil, nefsini sorgulamakla başlar.

Ey hasta kardeşler! Sizler gāyet nâfi‘ ve her derde devâ ve hakîkî, lezzetli, kudsî bir tiryâk isterseniz, îmânınızı inkişâf ettiriniz. Yani tevbe ve istiğfâr ile ve namaz ve ubûdiyetle, o tiryâk-ı kudsî olan îmânı ve îmândan gelen ilacı isti‘mâl ediniz.3

Yani iman, her derde deva olan kutsi bir ilaç gibidir. Tevbe, istiğfar, namaz ve ibadetle iman güçlenir. Böylece insan hem ruhen hem manen hastalıklarından şifa bulur.

Sakın, çok dikkat ediniz! İçinize bir mübâyenet düşmesin. İnsan hatâdan hâlî olamaz. Fakat tevbe kapısı açıktır. Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı i‘tirâza ve haklı olarak tenkîde sevk ettiği vakit, deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risâle-i Nûr’un en kuvvetli râbıtası olan tesânüde fedâ etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice i‘tibâriyle dünyaya, enâniyete âit her şeyi fedâ etmek vazîfemizdir.” deyip nefsinizi susturunuz. Medâr-ı nizâ‘ bir mes’ele varsa, meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsâmaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir.4

Birlik ve kardeşlik konusuna dikkat çeken bu metinde insanın hata yapabileceği fakat tevbe kapısının açık olduğu vurgulanmaktadır. Nefis ve şeytan ayrılığa sürüklediğinde, fedakarlık ve istişareyle hareket etmek, müsamahayı esas almak gerektiği öğütlenir.

Yoksa, büyük günâhları serbest işleyip hiç istiğfâr etmemek ve aldırmamak, o îmândan hissesi olmadığına delîldir.5

Büyük günahları rahatça işleyip hiç istiğfar etmemek, imanın kalpte zayıf olduğunun delilidir. Çünkü gerçek iman, günah karşısında pişmanlık ve Allah’a yönelmeyi doğurur. Günaha aldırmamak, manevi bir tehlikenin alâmetidir.

Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfâr ile çabuk imhâ edilmezse, kurt değil, belki küçük ma‘nevî bir yılan olarak ısırır.6

Her günahın içinde insanı küfre sürükleyebilecek bir yol bulunduğu ifade edilir. Günah hemen istiğfarla silinmezse, küçük ama zehirli bir manevi zarar verir. Zamanla bu zarar kalbi ısıran bir hastalığa dönüşür.

Nefsini ithâm eden, kusurunu görür. Kusurunu i‘tirâf eden, istiğfâr eder. İstiğfâr eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.7

Nefsini suçlayan kusurunu görür, kusurunu kabul eden istiğfar eder, istiğfar eden Allah’a sığınır. Allah’a sığınan da şeytanın şerrinden korunur. Yani tevbe, şeytana karşı en güçlü kalkandır. Tevbenin sırrı ve anahtarı da kişinin kusurunu görmesidir.

Fakat mü’minde dahi bir maraz-ı asabî bulunuyor veya maraz-ı kalbî var. O dahi ehl-i dalâlet gibi, ehemmiyetsiz şeylere ziyâde ehemmiyet verir. Lâkin çabuk kusurunu anlar, istiğfâr eder, ısrar etmez.8

Mümin de bazen kalbi veya ruhi hastalıklar sebebiyle önemsiz şeyleri büyütebilir. Ancak, kusurunu çabuk anlar, istiğfar eder ve günahında ısrar etmez. Bu hâl, imanın güçlü olduğunun göstergesidir.

Sonuç olarak, Risale-i Nur’da tevbe ve istiğfar, günahları silen bir amel olmakla birlikte, imanı koruyan, kalbi temizleyen ve insanı şerden muhafaza eden temel bir manevi bir güç olarak ele alınır. Günah karşısında pişmanlık duymak, kusuru kabul etmek ve Allah’a yönelme, mümini ayakta tutan, birlik ve istikametini koruyan en önemli esaslardandır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 86.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 113.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 227-228.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 275.

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2019, c.2 s. 433.

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 5.

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 90.

  8. Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 313.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız