RİSALE-İ NUR

23.02.2026

6

Oruç, Allah'ın Rubûbiyetini Nasıl Bildirir?

29. Mektub 2. Kısım Ramazan Risalesi’nde geçen “Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti...” cümlesini ve devamını izah eder misiniz? Burada geçen rahmaniyet ile rahîmiyet arasındaki fark nedir? Orucun kemâl-i rubûbiyeti ifade etmesi nasıl açıklanabilir?

12.03.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 29. Mektubatun 2. Kısmının 2. Risalesi olan Ramazan Risalesi'nde şöyle buyurmaktadır:

Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Cenâb-ı Hakk zemîn yüzünü bir sofra-i ni‘met sûretinde halkettiği ve bütün envâ‘-ı ni‘meti o sofrada 〚 مِنْ حَیْثُ لَا یَحْتَسِبُ〛 bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemâl-i rubûbiyetini ve rahmâniyet ve rahîmiyetini o vaz‘iyetle ifade ediyor. İnsanlar gaflet perdesi altında ve esbâb dâiresinde o vaz‘iyetin ifade ettiği hakîkati tam göremiyor. Bazen unutuyor. Ramazân-ı Şerîf’de ise, ehl-i îmân birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultân-ı Ezelî’nin ziyafetine da‘vet edilmiş bir sûrette, akşama yakın Buyurunuz, emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubûdiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmâniyete karşı vüs‘atli ve azametli ve intizâmlı bir ubûdiyetle mukābele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubûdiyete ve şeref-i kerâmete iştirâk etmeyen insanlar, insan ismine lâyıkmıdırlar? 1

Cenâb-ı Hak, oruç ibadetinin içine pek çok hikmet yerleştirmiştir. Bu hikmetlerden biri de insanın Allah Teâlâ’nın rubûbiyetini anlaması ve idrak etmesidir.

Rubûbiyet; Cenâb-ı Hakk’ın bütün varlıkları hikmetle idare etmesi, onları terbiye etmesi, her şeyin sahibi, koruyucusu ve yöneticisi olması anlamına gelir.

Ramazan’daki orucun Allah Teâlâ’nın rubûbiyetine bakan yönü ise şöyledir: Cenâb-ı Hak yeryüzünü bir nimet sofrası olarak yaratmıştır. Bu sofrada sayısız nimetler hazırlanmış ve biz insanlara sunmuştur. Yeryüzü sofrasında bulunan bu nimet çeşitleri, çoğu zaman insanın hesap edemediği şekilde; onun idaresi, ihtiyarı ve kuvveti dışında bir tarzda hazırlanıp önüne konulmaktadır. Yani rızık ve nimetler, insanın plan ve kudretinin ötesinde, ummadığı yerlerden hazır ve muntazam bir şekilde önüne gelmektedir. Bu durum, bütün nimetlerin sahibinin Cenâb-ı Hak olduğunu ve onların O’nun tedbir, idare ve tasarrufuyla sevk edildiğini açıkça göstermektedir.

İşte yeryüzünün bir sofra gibi hazırlanması, çeşit çeşit nimetlerin zamanında yetiştirilmesi ve her canlının ihtiyacına göre ulaştırılması ve insanların bütün bu nimetlerin hazırlanmasına en ufak bir müdahalelerinin olmaması; Allah’ın rubûbiyetinin kemâlini, yani terbiye ediciliğinin ve idaresinin en mükemmel şekilde tecellî ettiğini gösterir.

Ayrıca Allah Teâlâ’nın rubûbiyetinin bir yönü de insanları terbiye etmesi ve eğitmesidir. Nitekim Allah Teâlâ, kullarına imsak vaktinden iftar vaktine kadar yememelerini ve içmemelerini emretmiş; eşleriyle cinsel ilişkiyi de bu süre içinde yasaklamıştır. Bununla birlikte kullarından dillerine, gözlerine ve düşüncelerine de dikkat etmelerini istemiştir. Ancak iftar vakti geldiğinde ve ezanla birlikte izin verdiğinde, kulları yiyip içebilirler. Bu durum bize şunu göstermektedir: İnsan ancak Allah Teâlâ izin verdiğinde yiyebilir, içebilir ve helâl olan nimetlerden faydalanabilir. Allah Teâlâ dilerse insan yiyemez, içemez ve helâl nimetlerden dahi faydalanamaz. İşte böylece Cenâb-ı Hak, rubûbiyeti ile kullarını terbiye etmekte ve onları hikmetiyle idare etmektedir.
Ramazandaki oruç aynı zamanda Cenâb-ı Hakk’ın rahmâniyetini ve rahîmiyetini de bizlere göstermektedir.

Rahmân, dünya hayatında mü’min-kâfir, günahkâr-müttakî ayırt etmeden bütün varlıklara merhamet eden; onları koruyup gözeten ve her türlü rızkı ihsan eden demektir.
Rahîm ise; kullarına karşı merhametli, şefkatli olan, ahirette mü’min kullarına özel olarak merhamet eden, onlara ihsan ve ikramda bulunan anlamına gelir.

Nimetlerin genel olarak bütün varlıklara ulaşması Allah’ın rahmâniyetini, daha özel, ince ve ihtiyaca tam uygun şekilde verilmesi ise rahîmiyetini gösterir. İşte Ramazan’daki oruç, insanların normal zamanlarda fark edemedikleri küçük ve gizli bütün nimetleri hatırlamalarına ve görmelerine vesile olur. Çünkü bu nimetler çoğu zaman gözden kaçmakta ve kıymetleri tam olarak bilinmemektedir. Bu şekliyle oruç, Cenab-ı Hakk'ın rahmaniyetini ve rahimiyetini idrak etmemizi de sağlamış olur.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 283.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız