Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatında çok sayıda mucize gerçekleşmiştir. Hadis, siyer ve Delâilü’n-Nübüvve gibi kaynaklarda rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimizin (sav) binden fazla mucizesi nakledilmiştir.
“Mucize” kelimesi, insanı aciz bırakan, yani insanların benzerini yapamayacağı olağanüstü bir olay anlamına gelir.1 Bu sebeple bütün mucizeler insan için hayret verici ve olağanüstüdür.
Bununla birlikte mucizeler arasında da derece farkı vardır. Bazı mucizeler diğerlerine göre daha kapsamlı, daha etkileyici ve daha büyük olabilir. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en büyük ve en kalıcı mucizesi ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.
Kur’ân içinde yüzlerce peygamberlik delilini barındıran, kıyamete kadar devam eden ebedî bir mucizedir. Âlimler Kur’ân’ın mucize oluşunu farklı yönlerden incelemiş ve kırk ayrı açıdan mucize olduğunu ortaya koymuşlardır.2
Kur’ân’dan sonra Peygamber Efendimizin (sav) en büyük mucizesi ise kendi zatıdır. Onun ahlâkı, yaşayışı, insanlara davranışı, öğrettiği sünnet bütünüyle incelendiğinde başlı başına bir mucize olarak görülür. Bu konu ile alakalı Bediüzzaman Hazretlerinin ifadeleri şöyledir:
Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Kur’ân’dan sonra en büyük mu‘cizesi kendi zâtıdır. Yani onda ictimâ‘ etmiş ahlâk-ı âliyedir ki, her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifâk ediyorlar. Hatta şecâat kahramanı Hazret-i Alî mükerreren diyordu: Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın arkasına ilticâ edip tahassun ediyorduk. Ve hâkezâ. Bütün ahlâk-ı hamîdede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye mâlik idi. 3
Görüldüğü gibi Bediüzzaman Hazretleri, Kur'ân'ı Sevgili Peygamberimizin (sav) en büyük mucizesi, O'nun (sav) ahlakını da Kur'ân'ı takip eden ikinci en büyük mucizesi olarak ifade etmektedir. Çünkü onun hayatında toplanmış olan yüce ahlâk, insanlık tarihinde benzeri zor görülen bir seviyededir. Peygamber Efendimizin (sav) doğruluğu, merhameti, cesareti, sabrı, affediciliği ve adaleti gibi bütün güzel özellikler onda en yüksek derecede bulunuyordu. Bu durum sadece onu sevenler tarafından değil, düşmanları tarafından bile kabul edilmişti. Peygamber Efendimiz'in (sav) bütün övülmüş hasletlerde yetişilemeyecek derece en yüksek seviyedeydi.
Kur'ân'dan ve ahlakından sonra diğer bir büyük mucizesi ise getirdiği dindir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri yukarıdaki metnin devamında şöyle demektedir:
Hem pek büyük ve dost ve düşmanla musaddak bir mu‘cize-i Ahmediye, şerîat-ı kübrâsıdır ki, ne misli gelmiş ve ne de gelecek.4
Yani Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en büyük mucizelerinden biri de getirdiği büyük şeriattır. Bu şeriat, hem dostları hem de düşmanları tarafından kabul edilen çok büyük bir peygamberlik delilidir.
Bunların yanında İsrâ ve Mi‘rac olayı ile Şakku’l-Kamer (ayın yarılması) gibi hadiseler de Peygamber Efendimizin (sav) büyük mucizeleri arasında sayılır. Ayrıca onun duasıyla gerçekleşen pek çok olağanüstü olay, az bir yiyeceğin çoğalması, parmaklarından su akması, bazı hayvanların onunla konuşması gibi birçok mucize de güvenilir rivayetlerde yer almaktadır.
Sonuç olarak; Peygamber Efendimizin (sav) mucizeleri çok çeşitlidir. Bu mucizeler hem onun Allah’ın elçisi olduğunu göstermiş hem de insanlara doğru yolu bulmaları için güçlü deliller sunmuştur. Kur’ân ise bu mucizelerin en büyüğü ve kıyamete kadar devam edecek olanıdır.
Ayrıca gösterdiği diğer mucizeler de büyük mucizelerdir. Zira mucize, insanlığı acze düşüren, tabiatüstü hadiseler demektir ki en başta da dediğimiz gib bu tür hadiselerin her birisi büyük birer mucizedir.
Abdulkadir Ertaş, Risale-i Nur'da İsra, Mir'âc ve Şakk-ı Kamer, Süeda Yayınaları, Isparta 2023, s. 49.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 213.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304.
Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 304.

