Hac/Umre

05.06.2026

15

Namazı Terk Etmeyi Göze Alarak Hacca Gitmek Caiz midir?

“Hacc’a gitmek isteyen birisi, bu yolculuğu esnasında bir tek namazı bırakmak zorunda olduğunu kesin olarak bilse, hacca gitmesi câiz olmaz.” ifadesinde bir beis var mıdır?

10.06.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Kazaya kalmış namazların ilk fırsatta kaza edilmesi esastır. Bununla birlikte Hanefî mezhebine göre, kaza namazı bulunan kimselerin farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınan (revâtib) sünnetler ile teheccüd ve kuşluk namazı gibi nâfileleri kılmaları da caizdir.
Şâfiî mezhebinde, kaza namazı borcu olan kimsenin, geçmiş namazlarının hepsini kaza etmeden nâfile namaz kılması caiz değildir. Kaza namazı bulunan kimsenin uyku ve evin geçimi gibi yapması zorunlu olan işler hariç bütün vakitlerini kazaya kalan namazlarını kılmakla geçirmesi gerektiğinden nâfile ile meşgul olamaz. (Dimyâtî, Hâşiye, 1/31-32)1

Dört rek'atlı namazlar yolculuk hâlinde iken kazaya kalırsa, ister yolculuk (sefer) içerisinde, ister yolculuktan sonra kaza edilsin, ikişer rek'at olarak kaza edilirler. Yolculuk hâli dışında kazaya kalan bir namaz ise yolculuk sırasında kaza edilmek istendiğinde dört rek'at olarak kılınır (Merğinânî, el-Hidâye, 1/81). Şâfiîlere göre ise seferde kılınmamış bir namaz, ikamet hâlinde dört rek'at olarak kaza edilir (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/516).2

Namaz sadece şekli bir ibadet değildir. Allah’ı tanımak, sevmek, O’na şükretmek ve varoluş gayemizi haykırmak olduğunu vurgulayan manevi ve deruni bir perspektif sunmaktadır.

Namaz; "mü'minler için bir miraçtır", "ruhun ve duyguların gıdasıdır" ve "Allah ile yapılan kudsî bir sohbettir." Hac da bir ibadettir ancak namaz, "ibadetlerin her çeşidini içeren nuranî bir fihriste" ve "en büyük bir teşekkür"dür. Bir ibadeti (haccı) yerine getirmek için, her an ve her durumda ikame edilmesi gereken ve "imanı ışıklandırıp kuvvetlendiren" namazı feda etmek, "kâinattaki ilahî düzenin dışına çıkmak" hakikatiyle çelişir.
Namaz; "kabirde gıda ve ziya, mahşerde kurtuluş senedi, sıratta binek ve Cennet’e kavuşturan bir bilet" olarak tanımlanır. Bu kadar hayati bir "bileti" ve "kurtuluş senedini", başka bir ibadet yolculuğu esnasında bile olsa bilerek terk etmek, kişinin manevi yolculuğunu riske atması demektir. Dolayısıyla, "Namazsızlık; Allah’ın vaadini ve rahmetini suçlamaktır" ifadesiyle meseleye bakıldığında, namazı bilerek terk etmeyi göze alarak yola çıkmak, haccın ruhuna aykırı olarak görülebilir.
Eğer namaz "Allah’ın büyüklüğünü kalplere yerleştirmek" ve "O’nun muhabbetine muhabbetle karşılık vermek" ise; Allah’ın evine (Kabe'ye) yapılan bir yolculukta, yine O’nun en büyük emri olan namazı terk etmek bir tenakuz (çelişki) oluşturur. "Namaz, fânilerden yüz çevirip Bâki’ye yönelmektir" ilkesi gereği, hac yolculuğu namazla taçlanmalıdır; namazın feda edilmesi bu yönelişi zedeler.
Sonuç olarak; "hacca gitmek câiz olmaz" demek, kişiyi farz olan bir ibadetten men etmek manasına gelir ki bu ağır bir hükümdür. İfadedeki asıl beis şudur: İslam, namazın terkine değil, (seferilik, cem etme gibi hüküm ve kolaylıklarla) her şartta namazın kılınmasına imkân tanır. Dolayısıyla, "namazı bırakmak zorunda kalacağını" kesin olarak bilmek teknik olarak pek mümkün değildir; çünkü İslam dini her durumda namazı kılacak bir çıkış yolu (ruhsat) sunmuştur.

Ayrıca Bakınız
Kaynakçalar
  1. https://kurul.diyanet.gov.tr/tr/kurul/karar/kaza-namazi-borcu-olan-kimse-sunnet-namazlari-kilabilir-mi/0193c42d-5313-7269-a0b5-a1d2446d1e15

  2. https://kurul.diyanet.gov.tr/tr/fetva/seferi-iken-kilinamayan-dort-rekatli-namazlarin-kazasi/0193c42d-5c74-735d-3c69-7375bff4c1df


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız