Istılahlar

09.10.2011

6038

Mülk ve Melekût Kavramları

Mülk ve melekût kavramlarını ve aralarındaki farkları izah eder misiniz.?

21.10.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Mülk: Sözlükte “güç yetirmek, hâkimiyet kurmak, sahip olmak, tasarrufta bulunmak” mânasındaki mülk (melk, milk) masdarı Kur’ân’da isim olarak “duyular âlemindeki bütün cisimleri kuşatan varlık alanı ve bunlar üzerindeki hükümranlık” anlamında kullanılır. Bu anlamıyla aynı kökten gelen ve daha çok gayb âlemini ve fizik ötesi alanları ifade eden melekût kavramından ayrılır.

Mülk kavramı Allah'ın zatı için kullanıldığında O’nun tasarrufunda yer alan duyular âlemindeki bütün varlıkları ifade eder. Bununla beraber mülk Kur’ân’da daha çok semâvat ve arza bağlantılı olarak Allah’a nispet edilir. Birçok âyette göklerin ve yerin ve onların arasında bulunan her şeyin yani bütünüyle tabiat mülkünün Allah’a ait olduğu vurgulanır.1 Yani kısaca mülk kavramının iki temel manası vardır. Birincisi, Allah'ın hakimiyetine işaret eder. İkincisi ise görünen maddi âlemin, somut tüm varlıkların bütününe işaret eder. Bu ise "âlem-i mülk" şeklinde de ifade edilir.

Melekût: Gayb âlemini veya vücûd mertebelerinden birini ifade eden tasavvuf terimidir. Muhâsibî ve Hücvîrî gibi ilk sûfî müelliflerin eserlerinde “melekût”a bir terim olarak yer verilmediği ve genellikle “âlem” kelimesiyle birlikte (melekût âlemi) “gayb” karşılığı olarak kullanıldığı, ancak niteliği üzerinde durulmadığı görülmektedir. Gazzâlî âlemi ruhanî ve cismanî, hissî ve aklî, ulvî ve süflî, gayb ve şehâdet, mülk ve melekût gibi ikili tasniflerle ele almış, lafızları farklı olmakla birlikte bu tasniflerin birbirine yakın anlamlar taşıdığını belirttikten sonra insanların çoğu tarafından bilinemediğinden (gayb) melekût âlemine “gayb âlemi”, herkes tarafından hissedilip görüldüğü için diğerine “şehâdet âlemi” denildiğini, bu iki âlem arasında bir münasebet bulunduğunu, şehâdet âleminin melekût âlemine ulaştıran bir merdiven olduğunu söylemiştir.2

Yani Gazzâlî'nin bu tarifine göre, mülk âlemi = şehadet âlemi yani içinde yaşadığımız maddi, görünen, somut dünya demektir. Melekût âlemi = gayb âlemi yani görünenin arkasında olan, eşyanın iç yüzünü ifade eden, bilinmeyen âlem demektir. Aralarındaki fark ise kısaca, biri somut manayı yani dış yüzünü ifade ederken (mülk), diğeri soyut manayı yani iç yüzünü (melekût) ifade eder. Bediüzzaman Hazretleri bu kavramlar tanımını şöyle yapmaktadır:

Her şeyin içine melekût, dışına mülk denir.3

Bediüzzaman Hazretleri bu iki kavramın aralarındaki farka ise şöyle değinmektedir:

Bir şeyde iki cihet var: Biri mülk cihetidir ki, aynanın mülevven vechi gibi, ezdâd ona vârid oluyor. Çirkin olur, şer olur, hakir olur, azîm olur ilh. Esbâb bu cihette vardır. Izhâr-ı azamet ve izzet-i kudret öyle ister.
İkinci cihet, melekûtiyet cihetidir. Aynanın şeffaf vechi gibi. Şu cihet her şeyde güzeldir. Hatta hayat ve ruh ve nûr ve vücûdun iki vecihleri de şeffaf ve güzel olduğundan, mülken ve melekûten vâsıtasız dest-i kudretten çıkıyorlar.4

Yani her varlığın iki yönü vardır. Birinci yönü, mülk yönüdür, yani bizim dıştan gördüğümüz, sebeplerin işlediği, değişmenin ve zıtlıkların bulunduğu yönüdür. Bu yönde çirkinlik, eksiklik, şer (kötülük) gibi durumlar görülebilir. Çünkü dünya bir imtihan yeridir ve Allah kudretini ve azametini sebepler perdesi arkasında göstermeyi murat etmiştir. İkinci yön ise melekûtiyet yönüdür, yani varlığın iç yüzü, Allah’a bakan yönüdür. Bu yön, aynanın şeffaf yüzü gibi tertemiz ve güzeldir, burada çirkinlik ve şer yoktur.

Kısaca, mülk yönü, varlıkların bizim gördüğümüz dış yüzüdür. Burada sebepler işler, değişme ve zıtlıklar vardır. Melekût yönü ise varlıkların Allah’a bakan, isim ve sıfatlarınının tecellisine perdesiz ayna olduğu iç yüzüdür.

Kaynakçalar
  1. M. Sait Özervalı, "Mülk", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2020, c. 31, s. 538.

  2. Nihat Azamat, "Melekut", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2004, c. 29, s. 47.

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 102.

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 242.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız