Muhtelif Meseleler

25.01.2026

5

Mucize ve Sihrin Farkı Nedir?

Mucizelerin hakikat olduğunu biliyoruz. Sihirlerin mucizelere yetişemeyeceğini biliyoruz. Sihir ve Mucize yan yana gelse nasıl ayırt edilir, aralarında ki farklar nelerdir?

31.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sihir yoluyla yapılan işler, her ne kadar gerçek anlamda harikulade olaylar olmasalar da sihirle uğraşmayan, onun teknik ve usullerini bilmeyen kimseler bunların olağanüstü şeyler olduklarını sanabilirler. Bu bakımdan söz konusu hadiselerin mucizelerle karıştırılması mümkün olabilmektedir. Ulemamız tarafından sihir ve mucizeleri birbirinden ayırt edilebilmesini sağlayacak bir takım kriterler ortaya konmuştur. Şöyle ki;

A) MAHİYET AÇISINDAN FARKLARI

  • Sihrin bir gerçekliğinin olmadığını iddia edenlere göre, sihir işleminde dış dünyada gerçekleşen her hangi bir olay yoktur. Buna göre sihirbaz insanların his ve duygularına hitap ederek, gerçekte olmayan bir şeyi tasavvur etmelerini sağlar ve onların gözlerini büyüler.1 Kur'an-ı Kerim'de bir çok vesileyle söz konusu edilen Firavun'un sihirbazlarının yaptığı sihirler bu türdendir.2 Buna karşılık mucize gerçek anlamda olağanüstü bir olaydır. Bu sebeple sihirbazlar, asa mucizesiyle karşılaştıklarında Musa 'nın gerçek peygamber olduğunu kabul etmek zorunda kalmışlardır.3

  • Mucize ile sihir arasındaki önemli farklardan biri de, mucizenin gerçek manada harikulade bir olay olması, sihir ve benzerlerinin ise harikaya benzer olmalarıdır. Bu itibarla mucizenin benzeri yapılamazken, sihir ve benzerlerinin çeşitli zaman ve mekanlarda tekrar edilebilmesi mümkündür.4 İbn Hazm, bu noktaya işaret ederek mucize ile sihir arasında derece değil mahiyet farkının olduğunu açıklamıştır. Buna göre mucize olağanüstü bir özellik taşır, benzerinin yapılması imkan dahilinde değildir. Halbuki sihir ve diğerleri normal fiillerden olup, benzeri ya da daha mükemmelinin yapılabilmesi imkan dahilindedir.5 Halbuki mucize gizli sebeplere, el çabukluğuna ve benzeri hilelere dayanmaz, bilakis o, tabiat kanunlarının dışında cereyan eden ilahı bir fiildir.6

  • Sihrin, mucize gibi harikulade bir fiil olduğunu iddia edenlere göre bu ikisini birbirinden ayıran asıl kriter mucizelerin taşıdığı tehaddı/meydan okuma vasfıdır. Bu görüşü savunanlar, sihirbazın peygamberlik iddiasında bulunamayacağını, şayet böyle bir iddiayla ortaya çıkarsa bu durumda ya sihrini unutacağı ya da yaptığı fiilin benzerinin hatta daha büyüğünün başkaları tarafından yapılabileceğini ileri sürmüşlerdir.

B- GAYE AÇISINDAN

  • Peygamberler aynı esaslara inanırlar; tevhide, Allah 'a kulluk etmeye, adaletli olmaya, ahirete inanmaya davet ederler. Asla bir sonraki peygamber bir öncekini yalanlamaz, ondan saygı ve hürmetle bahseder. Bütün peygamberler hal, hareket ve sözleriyle insanlığa örnek olurlar. Halbuki sihirbaz ve kahinler, Allah'a şirk koşmaya, kötülüğe ve süfli şeylere çağırırlar. Aralarında birlik ve beraberlik olmadığı gibi hayatları birbirlerini alt etmek için mücadele içinde geçer. Ayrıca onların insanlara örnek olmak gibi bir iddiaları da yoktur.7

  • Peygamberler, söz konusu mucizeleri şeriat vazetmek gibi yüce hedefleri gerçekleştirmek için ortaya koyarlar. Halbuki sihirbazlar, sihir ile çoğu defa süfli gayeleri gerçekleştirmeyi amaçlarlar 8

  • İslam filozoflarına göre sihir ile mucize arasındaki en önemli fark, birinin hayrı diğerinin şerri gaye edinmiş olmasıdır. Nitekim peygamberlerin mucizelerinin gayesi insanları saadet ve mutluluğa ulaştırmaktır. Halbuki sihirbaz ve hilekarların gayesi kendi menfaatleri doğrultusunda çıkar elde etmektir!

C) KUDRET AÇISINDAN

  • Peygamberlerden hiçbiri sihir ile meşgul olmamış, onlar ne nübüvvet öncesi ne de nübüvvetten sonra sihir öğrenmişlerdir. Söz konusu durum kavimleri tarafından dikkatle takip edilmiş ve onların doğrulukları hususunda bir alamet olarak kabul edilmiştir!9

  • Mucizeler, peygamberlik iddiasıyla uyumlu olup nebinin önceden açıkladığı şekilde gerçekleşirler" ve insanlar bunların bir benzerini yapma hususunda aciz kalırlar. Buna karşılık sihir, sihirbazın isteğine bağlı olarak sadece belli vakitlerde ve belli mekanlarda gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra gerçekleşir.

  • Sihirbaz ve kahinlerin yapmış oldukları şeyler insan ve cinlerin kudretinin dışındaki şeyler değildir. Halbuki mucizeler tamamen ilahı kaynaklı fiiller olup gerçek anlamda harikulade hadiselerdir!10

  • Sihrin kalıcı bir özelliği yoktur. Halbuki mucize, Kur'an'ın kazı ve Hz. Salih 'in devesi örneklerinde olduğu gibi daimilik özelliği taşır.11 Ayrıca sihrin sınırları bellidir ve sihirbazın gücüyle sınırlıdır. Halbuki mucizenin hiçbir sınırı yoktur! Çünkü mucize Allah'ın kudretiyle gerçekleşir.

D) VASITA AÇISINDAN

  • Sihir, ilim ve meslek türünden olup sihir yapabilmek için özel işlemlere belli kelimelerin tekrarına, şekil veya çizgilere ihtiyaç vardır. Nitekim sihrin, küfür ifade eden bir takım kelimelerle yapıldığı, Allah'ın isminin zikredilmediği zaman ve mekanlarda tesirli olduğu açıklanmıştır. Bunların hepsi eğitim yoluyla öğrenilebilir. Fakat mucize Allah'ın bir lütfu olup, öğrenme yoluyla edinilemediği gibi sadece gerçek peygamberler tarafından ortaya konulabilir.12Ayrıca peygamber, mucize gösterebilmek için Allah 'ın izninden başka hiçbir şeye muhtaç değildir.13

  • Sihir, ilahı kaynaklı olmayıp, şeytan ve cinlerden yardım dilemek, cisimlerin bilinmeyen bir takım özelliklerinden yararlanmak ve ruhı güçlerden faydalanılarak yapılmaktadır.14

Kaynakçalar
  1. Hayat Said, Mevkifü'l-İslam Mine's-Sihr, Mekke, 1998, s53

  2. Taha 20/ 66

  3. Hayat Said, Mevkifü'l-İslam Mine's-Sihr, Mekke, 1998, s53-54

  4. Bakillani. el-Beyan, s67-68, 110

  5. İbn Hazm, el-Fasl, V, 4-5

  6. Mustafavı, et-Tahkik, V. 73-74.

  7. Razi el-Mebahisü'l-Meşrikiyye, ll. 436

  8. Matüridi, Kitabü't-Tevhid, l, 89

  9. Nesefi, Tebsıratü'l-Edille, l. 477-8;

  10. İbn Teymiyye, en-Nübiivvat, s 215,419

  11. Hayat Said, Mevkifü'l-İslam Mine's-Sihr, Mekke, 1998, s56

  12. Teftazanı. Şerhu'l Makasıd, V, 79

  13. İbnü'l- Vezır. İsarü'I-Hak, 66-8;

  14. Halil İbrahim BULUT, Sihrin Hakikatı Ve Mucizeden Farkı, marife. yıl. 3, sayı. 1, bahar 2003, s. 59-70.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız