“Hz. Hatice (ra) tarafından söylenen rivayete göre Mi’râc o kadar kısa sürmüş ki…” şeklinde sahih bir rivayetten söz edilemez; zira Mi’râc, Hz. Hatice r.a.’nın vefatından sonra gerçekleşmiştir. Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, İsrâ ve Mi’râc mûcizesinin “geceleyin” meydana geldiğini bildirir. Arap lisanının inceliklerine vâkıf müfessirler, ilgili âyetteki “leylen” lafzının “gecenin bir bölümü”ne işaret ettiğini beyan etmişlerdir. Dolayısıyla “göz açıp kapayıncaya kadar, bir an içinde olup bitti” dememişlerdir. Kimileri “gecenin az bir müddeti içinde”, kimileri de “üç-dört saatlik bir zaman diliminde” cereyan ettiğini söylemiştir. 1 Âyetteki “leylen” (bir gece) kelimesi zarf olarak mansûbdur. Fahruddîn er-Râzî şöyle der:
“Bu kelimenin nekire olarak gelmesi, İsrâ’nın süresinin kısa olduğuna; Peygamberimiz s.a.s.’in gecenin bir parçasında, normalde kırk gecelik yol olan Mekke’den Şam’a götürüldüğüne delâlet eder” 2
İbn İshak ve İbn Cerîr, el-Kelbî tarikiyle Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî’den şöyle rivayet eder:
Resûlullah Efendimiz İsrâ gecesi benim evimde idi; gece yolculuğuna buradan başladı. Yatsı namazını kıldıktan sonra uyumuştu, biz de uyuduk. Şafak sökmeden az önce bizi uyandırdı. Kendisiyle birlikte sabah namazını kıldıktan sonra buyurdu ki: ‘Ey Ümmü Hânî, gördüğünüz gibi yatsı namazını burada kıldım; sonra Beytü’l-Makdis’e gidip geldim ve yine gördüğünüz üzere sabah namazını da burada kıldım.’ 3
İlgili rivayetler ve tefsir kaynaklarımıza baktığımız zaman Hazeti Hatice (ra) ile ilgili rivayetin doğru olmadığı. Mi'racın ne kadar zamanda gerçekleştiği ile ilgili gelen soruya da; gecenin bir bölümü gibi kısa bir zamanda gerçekleştiği kanaatine varıyoruz.
Celâleyn Tefsiri Hâşiyesi, el-Fütûhâtü’l-İlâhiyye, 2/600, Mevâkib Tefsiri, 1/470.
Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, 14/388.
Celâleddîn es-Suyûtî, Peygamberimizin Mûcizeleri ve Büyük Özellikleri, 1/303.

