RİSALE-İ NUR

23.02.2015

4788

Mevadd-ı Şerire

Risalei-i Nur'da geçen: "Kur’ân, şahs-ı Âdeme melâikelerin itâat ve inkıyâdını ve şeytanın tekebbür ve imtinâını zikretmesiyle, nev‘-i beşere kâinâtın ekser maddî envâ‘ları ve o envâın ma‘nevî mümessilleri ve müekkelleri musahhar olduklarını ve nev‘-i beşerin hâssalarının bütün istifâdelerine müheyyâ ve münkād olduklarını ifhâm etmek­le beraber; o nev‘in isti‘dâdâtını bozan ve yanlış yollara sevk eden mevâdd-ı şerîre ile onların mümessilleri ve sekene-i habîseleri, o nev‘-i beşerin tarîk-i kemâlâtında ne büyük bir engel, ne müdhiş bir düşman teşkîl ettiğini ihtâr ederek, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân birtek Âdemle cüz’î hâdiseyi konuşurken, bütün kâinâtla ve bütün nev‘-i beşerle bir mükâleme-i ulviye ediyor." paragarfı izah eder misiniz?

26.02.2015 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bahsi geçen yer şu şekilde geçmektedir:

Kur’ân, şahs-ı Âdeme melâikelerin itâat ve inkıyâdını ve şeytanın tekebbür ve imtinâını zikretmesiyle, nev‘-i beşere kâinâtın ekser maddî envâ‘ları ve o envâın ma‘nevî mümessilleri ve müekkelleri musahhar olduklarını ve nev‘-i beşerin hâssalarının bütün istifâdelerine müheyyâ ve münkād olduklarını ifhâm etmekle beraber; o nev‘in isti‘dâdâtını bozan ve yanlış yollara sevk eden mevâdd-ı şerîre ile onların mümessilleri ve sekene-i habîseleri, o nev‘-i beşerin tarîk-i kemâlâtında ne büyük bir engel, ne müdhiş bir düşman teşkîl ettiğini ihtâr ederek, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân birtek Âdemle cüz’î hâdiseyi konuşurken, bütün kâinâtla ve bütün nev‘-i beşerle bir mükâleme-i ulviye ediyor.1

Kur’an, Hz. Adem (a.s) kıssasını sadece geçmişte olmuş tek bir olay olarak anlatmaz. Bu olay üzerinden insanın kâinattaki yerini, önüne açılan imkanları ve karşısına çıkan tehlikeleri birlikte gösterir. Yani bir yandan insanın istifadesine sunulan büyük bir düzeni bildirir, öte yandan insanı kemal yolundan alıkoyan düşmanları da haber verir.

Meleklerin Hz. Adem’e (a.s) itaat ve boyun eğmesi, insanın kainatta başıboş bırakılmadığını anlatır. Metne göre kainattaki varlıkların çoğu, ayrıca onların manevî temsilcileri ve görevlileri, insan için musahhar kılınmıştır. Bunun manası, insanın ihtiyaç duyduğu birçok şeyin onun kullanımına uygun hale getirilmiş olmasıdır. Ayrıca insanın duyguları ve özellikleri için bu varlıklar hazır ve itaat eder bir vaziyettedir. Böylece insanın istifade edeceği geniş bir alan bulunduğu gösterilir.

Şeytanın kibirlenmesi ve karşı çıkması ise bu tablonun öteki yüzünü bildirir. Çünkü insanın içinde bulunan kabiliyetler doğru yolda gelişebileceği gibi, bozula da bilir. İnsanın istidatlarını bozan şerli maddelerin ve onların temsilcileri olan kötü sakinlerin, insan için büyük bir engel olduğunu söyler. Bunlar, insanın manen olgunlaşma yolunda önüne çıkan ciddi düşmanlardır. Demek ki insanın önünde hem yardım eden unsurlar hem de onu saptıran engeller vardır. Bu yüzden Kur’an’ın anlattığı olay, sadece Hz. Adem (a.s) ile melekler ve şeytan arasında geçen sınırlı bir hadise değildir. Yani açıkça, Kur’an’ın bir tek Hz. Adem (a.s) ile ilgili cüz’i bir olayı anlatırken, aslında bütün kainatla ve bütün insanlarla yüce bir konuşma yaptığını söyler. Yani kıssa küçüktür; fakat verdiği ders çok büyüktür.

Sonuç olarak bu anlatım, insanın kainatta kendine sunulan nimetleri fark etmesini, fakat aynı zamanda kemal yolundaki düşmanlarını da tanımasını sağlar.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 154


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız