RİSALE-İ NUR

14.11.2025

12

"Hayrât ve Hasenâtın Hayatı Niyet İledir. Fesâdı İse Ucub, Riyâ ve Gösteriş İle Olur"

Mesnevi-i Nuriye'deki niyet ile alakalı olan bu cümleyi ve devamını cümle cümle kısaca izah eder misiniz?

13.01.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorunuzda izahını istediğiniz metnin tamamı, Risale-i Nur'da Mesnevi-i Nûriye isimli eserde şöyle geçmektedir:

"İ‘lem eyyühe’l-azîz! Hayrât ve hasenâtın hayatı niyet iledir. Fesâdı ise ucub, riyâ ve gösteriş ile olur. Ve fıtrî olarak vicdânda şuûrla bizzât hissedilen vicdâniyâtın esâsı, ikinci bir şuûr ve niyetle inkıtâ‘ bulur. Kezâlik, a‘mâlin de hayatı niyet iledir. Fakat niyet, bir cihette fıtrî ahvâlin ölümüdür. Sun‘u seciyeye çevirir, zaîfleştirir. Bazen de hiçe indirir. Niyet, a‘mâli tam kuvvetleştirir. Meselâ tevâzuu fesâda verir, tekebbürü izâle eder. Ferah ve sürûru uçurur, gam ve kederi tahfîf eder."1

Şimdi bu metni cümle cümle kısaca izah etmeye çalışalım:

İ‘lem eyyühe’l-azîz! Hayrât ve hasenâtın hayatı niyet iledir.

Bil ey azîz hitabıyla başlayan metinde; insanların hayır ve iyiliklerinin sevap olarak hayat bulması, canlanması sırf Allah rızası için güzel bir niyetle yapılmasıyla olur. Başka bir niyet, o amelin kabul olmayarak âdeta ölümüne sebep olur. Bu konuya dair Üstad Bediüzzaman, farklı eserlerinde bu bölümü daha iyi anlamamızı sağlayacak şöyle beyanlarda bulunmuştur:

Bütün hayır ve güzelliklerin hayatı niyet iledir. Niyet ile ameller sağlamlaşır.2 

Hayrı hayır yapan niyettir.3

Güzel bir niyet ile kişi büyük bir ihsan ve saadete, parlak bir fazilet ve feyze mazhar olur.4 

Namaz kılan kişinin, niyetinin güzel olmasıyla diğer mübâh dünyevî işleri ibadet hükmünü alır.5 

Fesâdı ise ucub, riyâ ve gösteriş ile olur.

Bu cümlede; amellerin, hayır ve iyiliklerin fesadı yani bozulması, ucub diye ifade edilen bir manevi hastalıkla olduğu ifade edilmektedir. Ucub; insanın yaptığı ibadetlere, iyiliklere ve güzel amellere güvenip onları Allah'tan değil kendisinden bilmesidir. Bir kişi, “Ben iyi bir insanım, çok ibadet ettim, çok hayır yaptım, artık kurtulurum” düşüncesine kapılırsa ucba düşmüş olur.

Ucub, kalpte gizli bir hastalıktır. Ucub niyeti ile yapılan bir amel, salih amel olmaz. Aynı şekilde riya ve gösteriş için yani birileri görsün ve bilsin diye yapılan ameller ve ibadetler, ibadet olmaktan çıkar. Bu tür ameller Allah için olmadığından Allah katında kabul olmaz.

Ve fıtrî olarak vicdânda şuûrla bizzât hissedilen vicdâniyâtın esâsı, ikinci bir şuûr ve niyetle inkıtâ‘ bulur.

Samimiyet dili veya hali olarak ifade edilen kişinin davranışı, gerçek karakterine uyumlu olması insanın muhatap üzerindeki etkisini, tesir gücünü artırır. İnsan vicdanıyla kendisini, nasıl olduğunu ve hangi niyette olduğunu iyi bilir. Bu esas hali ve esas niyeti, sonraki ikincil bir hal ve niyet olan yapmacık tavırlara, insan merkezli amaçlara ve niyetlere girerse, o vakit ibadetin niteliği bozulur.

Kezâlik, a‘mâlin de hayatı niyet iledir. Fakat niyet, bir cihette fıtrî ahvâlin ölümüdür. Sun‘u seciyeye çevirir, zaîfleştirir. Bazen de hiçe indirir.

Amellerin kabulü yani hayat bulup canlanması o ameldeki asıl niyetimizle beraber görünüşteki niyetimizin örtüşmesi ile mümkündür. Hakikatte cimri olan yada cömert olmak niyetinde olmayan bir kimsenin duruma göre cömertçe davranması veya cömert olmak zorunda kalması gerçekten cömert olan bir kimsenin cömertliği gibi değildir. O kimse cimri iken cömert olmaya çalışmıştır. Ama cömert olamamıştır. Çünkü sunî ve yapmacık olan cömertliği ile dikkatleri asıl olan cimriliğine çevirmiştir. Bu durum, neredeyse yaptığı cömertliği hiç yapmamış kadar hiçe indirir.

Niyet, a‘mâli tam kuvvetleştirir. Meselâ tevâzuu fesâda verir, tekebbürü izâle eder. Ferah ve sürûru uçurur, gam ve kederi tahfîf eder."

İnsanın asıl niyeti ve hali ameline kuvvet verir. Onu tesirli hale getirir. Bir insan gerçekten mütevazi ise mütevazi davranışı güçlü olur. Ya da gerçekten kibirli ise kibirli davranışı gerçek bir kibirlenme gibi olur. Mütevazi ya da kibirli olayım diyerek mütevazi veya kibirli olunmaz. Sadece rol yapmış gibi olur ve rolden çıkamaz. Meselâ bozuk bir niyetle, sahte, yapmacık tevâzû gibi bir halde görünmeye çalışmak, tevâzûu ifsâd eder, bozar. Samimi olarak, doğru yerde, hak eden adama kibir gösterilse o kibir, kibir olmaktan çıkar. Yine niyet, sevinci kaldırır üzüntüye çevirir. Kederi, üzüntüyü de hafifleten niyettir derken; niyet, yapılan işi değiştirir. Yanlış niyet, iyi görünen bir hâli âhirette üzüntüye, doğru niyet ise ağır ve sıkıntılı bir hâli sevaba ve huzura çevirir. Örnek olarak gösteriş niyetiyle, bir kimse sadakayı yalnız alkış için verir; ilk anda sevinir, fakat sevabı zâyî olur, âhirette pişmanlık doğar. Samimi bir niyetle gece çocuğuna bakan anne “Allah’ın emaneti” niyetiyle sabrederse o sıkıntı, gam, keder ve uykusuzluk hali, sevaba ve ruhî bir sevince dönüşebilir.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 192

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 192

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 373

  4. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 22

  5. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 9


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız