İslam hukukuna göre bu durumu şu başlıklar altında değerlendirebiliriz:
1. Mehir Akdi Tamamlanmış mıdır?
Mehirde esas olan kural, iki tarafın (evlenecek kişilerin) veya vekillerinin bir miktar üzerinde karşılıklı rıza ile anlaşmasıdır. Sizin durumunuzda imam soruyu sormuş ancak bir cevap alamadan konu geçilmiştir. Ailenizin kendi arasında bir rakam belirlemiş olması veya sonradan arabada bunu teyit etmesi, eşinizin (damadın) bu rakamı duyup kabul ettiğini beyan etmediği sürece bağlayıcı değildir. Mehir bir sözleşmedir ve sözleşmelerde "karşılıklı rıza" şarttır.
Mehir olarak maddî veya malî değeri olan her türlü menfaat tespit edilebilir. Mehrin en az miktarı Hanefîlere göre 10 dirhem (o dönemlerde yaklaşık iki koyun bedeli), Mâlikîlere göre ise 3 dirhem gümüştür.
Şâfiî ve Hanbelî hukukçulara göre ise mehrin alt veya üst sınırı yoktur. Mehrin üst sınırının olmadığı konusunda Hanefî ve Mâlikîler de diğer iki mezhep gibi düşünmektedir. Hz. Ömer kendi halifeliği döneminde evlilikleri kolaylaştırmak için mehre üst sınır getirmek istemiş, fakat bir kadının “…Onlara kantarla vermiş olsanız da hiçbir şeyi geri almayın...”1 âyetini delil getirmesi karşısında bu düşüncesinden vazgeçmiştir.2
2. "Mehr-i Misil" Kavramı
Eğer nikah esnasında mehir belirlenmemişse (mehir zikredilmeden nikah kıyılmışsa veya sizin durumunuzdaki gibi bir belirsizlik oluşmuşsa), nikah geçersiz olmaz; ancak bu durumda devreye "Mehr-i Misil" girer.
Mehr-i misil; kadının akrabaları arasında (kız kardeşi, halası, amca kızı gibi) sosyal statüsü, eğitimi, yaşı ve güzelliği bakımından kendisine benzer olan kadınların aldığı mehir miktarıdır. Eğer ablalarınız 100 gram altın almışsa ve sizin durumunuz onlara emsal teşkil ediyorsa, hukukî ve ahlakî olarak "emsal mehir" üzerinden bir değerlendirme yapılması isabetli olur. Çünkü belirlenen mehrin geçersiz olması nikah akdinin geçersizliğini gerektirmez; bu durumda kadına misil mehir ödenir.3
3. Çözüm Yolu: Musalaha (Barışma ve Uzlaşma)
Eşiniz 100 gram miktarını kabul etmiyorsa, konu hukuki bir çekişmeden ziyade bir uzlaşma meselesidir. Şu adımları izlemek hem aile huzuru hem de fıkhî sorumluluk açısından en doğrusudur:
- Nikah anındaki boşluğu telafi etmek için eşinizle karşılıklı oturup her iki tarafın da rızasının olduğu yeni bir miktar belirleyebilirsiniz. Bu rakam ablalarınızın aldığı miktardan az veya çok olabilir; önemli olan eşinizin "ödemeyi taahhüt etmesi", sizin de "kabul etmenizdir".
- Belirlediğiniz bu miktarı ileride bir ihtilaf çıkmaması adına bir kenara not etmeniz veya şâhitler huzurunda sözleşmeniz tavsiye edilir.
- Eşinize, ailenizdeki örfün (ablalarınızın örneği gibi) bu yönde olduğunu hatırlatarak orta bir yolda buluşmayı teklif edebilirsiniz.
Özetle: Nikah anında açıkça telaffuz edilip damat tarafından onaylanmayan bir rakam, sadece ailenin kendi arasındaki konuşmasıyla kesinleşmiş sayılmaz. Eşinizin rızası yoksa, ya "mehr-i misil" (emsal mehir) esas alınır ya da bugün yeni bir miktar üzerinde anlaşarak bu belirsizliği ortadan kaldırabilirsiniz.
Bu süreci bir gerginlik sebebi yapmak yerine, mehirin kadının bir güvencesi olduğunu hatırlatarak makul bir miktarda uzlaşmanızı tavsiye ederiz.
Nisâ, 4/20
https://kurul.diyanet.gov.tr/soru/mehir-ne-demektir-cesitleri-nelerdir/0193c42d-8a53-7eab-e49b-d7c6e07fe87f
https://islamansiklopedisi.org.tr/mehir

