Bahsettiğiniz kısım Risale-i Nur'da iki yerde geçmektedir. Şöyle ki:
Sizlere müjde! Mahbûblarınızdan ayrılmaktan gelen nihâyetsiz firâkların yaralarını tedâvi edip merhem süren bir Mahbûb-u Bâkî’niz var. Madem o var ve Bâkî’dir. Başkaları ne olursa olsun merak çekmeyiniz. Belki o mahbûblarda sebeb-i muhabbetiniz olan hüsün ve ihsân, fazl ve kemâl, o Mahbûb-u Bâkî’nin cilve-i cemâl-i bâkîsinden, çok perdelerden geçip gayet zayıf bir gölgenin gölgesidir. Onların zevâlleri, sizleri incitmesin. Çünki onlar bir nevi‘ aynalardır. Aynaların değişmesi, şa‘şaa-i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem o var, her şey var.1
Yani “Madem O var, her şey var” ifadesiyle anlatılmak istenen şudur: İnsan bu dünyada sevdiği her şeyden bir gün ayrılır, bu ayrılıklar kalpte derin acılar bırakır. Ancak Allah vardır ve O bâkîdir, yani hiç yok olmaz, hep vardır. İnsanların, sevdiklerinin veya güzelliklerin geçici olması insanı üzmemelidir. Çünkü onlarda sevdiğimiz güzellik, iyilik ve mükemmellik aslında Allah’ın sonsuz güzelliğinin ve rahmetinin bir yansımasıdır. Bir aynanın kırılması ışığın kaybolması demek olmadığı gibi, sevilen şeylerin yok olması da güzelliğin yok olması demek değildir. Aksine, aynalar değiştikçe ışık farklı şekillerde görünür. Yani insanlar ve varlıklar değişir, fakat Allah’ın güzelliği ve merhameti her zaman devam eder. İşte bu yüzden “Madem Allah var, her şey var” denilir. Çünkü insanın aradığı gerçek sevgi, güven ve anlam Allah’a bağlıdır. O varsa, kaybedilen hiçbir şey insanı bütünüyle çaresiz bırakmaz, kalp asıl dayanağını bulmuş olur.
Ey insan ve ey insanların reisi ve mürşidi! Eğer bütün mevcûdât seni bırakıp fenâ yolunda ademe giderse, eğer zîhayatlar senden mufârakat edip ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terkedip mezaristana girerse, eğer ehl-i gafletve dalâlet seni dinlemeyip zulümâta düşerse, merak etme! De ki: ‘Cenâb-ı Hak bana kâfîdir.’ Madem o var, her şey var. O halde, o gidenler ademe gitmediler. Onun başka memleketine gidiyorlar. Ve onların bedeline o Arş-ı Azîm sâhibi, nihâyetsiz cünûdundan ve askerlerinden başkalarını gönderir. Ve mezaristana girenler, mahvolmadılar, başka âleme gidiyorlar.2
Bu metinde de “Madem O var, her şey var” ifadesiyle verilen mesaj şudur: İnsan, hayatında yalnız kalabilir, sevdiklerini kaybedebilir, insanlar onu terk edebilir ve hatta çoğu kişi doğruyu dinlemeyip yanlış yollara sapabilir. Nitekim metinde Peygamber (sav) bu durumuna işaret vardır. Böyle durumlarda insan ümitsizliğe düşmemelidir. Çünkü Allah vardır ve O her şeye yeter. “Madem O var, her şey var” denilerek, görünen kayıpların aslında gerçek bir yok oluş olmadığı anlatılır. Ölenler tamamen yok olmuyor, Allah’ın başka bir âlemine geçiyorlar. Bu dünya boşalsa bile, kâinatın sahibi olan Allah dilerse yerlerine başka kullar, başka canlılar yaratır. Nasıl ki bir asker görevini bitirip başka bir yere gönderildiğinde yok olmuş sayılmazsa, insanlar da ölümle yok olmaz, sadece mekân değiştirir. Bu anlayış, insana büyük bir teselli verir. Böylece dayanağı insanlara değil, Allah’a bağlanan kimse hakiki manadan yalnızlık çekmez. Çünkü Allah varsa, hayat anlamsız değildir. Ayrılıklar da bir son değil, yeni bir başlangıçtır.
Bediüzzaman Said Nursi, Asa-yı Musa, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 204.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 53.

