RİSALE-İ NUR

21.09.2011

5663

Kadir Gecesi Misalindeki Velayetlerin Farkı

15. Mektub'da, dünkü Kadir gecesine ulaşmak için birinci adam bir sene bekliyor, diğeri ruhen yükselip düne gidiyor. Misalin hakikatine baktığımızda ise, ikiside ayrı Kadir gecelerine ulaşıyor. Bu misalden yola çıkarak bir sene bekleyen asıl maksada ulaşamıyor mertebesi daha azdır denilebilir mi?

16.12.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

On Beşinci Mektup'ta geçen temsil özetle şöyledir: Dün geceki Kadir Gecesi’ne ulaşmak için iki yol vardır. Biri, bir sene gezip dolaşıp o geceye gelmektir. İkincisi ise bir sene beklemeye gerek kalmadan, zamandan sıyrılıp ruhen yükselerek dünkü Kadir Gecesi’ni, öbür günkü bayram gecesiyle birlikte bugün gibi müşahede etmektir.

Bu temsilde birinci kişi, tasavvuf ve tarikat yoluyla hakikate ulaşmaya çalışan kimseyi temsil eder. Bu yol, kurbiyet esasına dayanır. Kurbiyet ise kulun Allah'a yakınlığı demektir. Yani kişinin şahsi kemalat, velayet ve kulluk yoluyla Yüce Allah'a yakınlaşmasıdır. Bu yol, kesbi, uzun, tehlikeli, gölgeli, harikası çoktur. Tarikat erbabının büyük çoğunluğu seyri süluk ile bu kurbiyet esası üzerine gitmektedir. Bu sebeple temsilde bir sene dolaşıp Kadir Gecesi’ne ulaşan kişi, kurbiyet yolunun uzun ve tedrici seyrini ifade eder.

İkinci kişi ise akrebiyet sırrına dayanan yolu temsil eder. Akrebiyet, Allah’ın kuluna olan yakınlığı, kulun Allah tarafından sevilmesidir. Hakikate ulaştırmada en kısa, en metin, en yüksek, en hâlis; harikaları az fakat meziyetleri fazla olan bir yoldur. Bu yolda kul, Allah’a yaklaşmaya çalışırken uzun ve meşakkatli olan tasavvuf ve tarikat yolundan ziyade, Allah'ın her şeye, her şeyden daha yakın olduğunun farkına varır. Bu ise veraset-i nübüvvet yoluyla, yani doğrudan doğruya Kur’an ve Sünnet'ten alınan tefekkürle gerçekleşir. Kişi, kainatı, hayatı ve kendi nefsini derin bir tefekkürle okuyarak Allah'ın her şeyde tecelli eden isim ve sıfatlarını müşahede eder. Bu müşahede, zaman ve mesafe kayıtlarını bir derece aşan bir idrak kazandırır. Temsilde zamandan sıyrılıp dünkü Kadir Gecesi’ni bugün gibi gören kişi, işte bu akrebiyet sırrıyla hareket eden kimsedir.

Her iki yolda giden kişi de Kadir Gecesi’ne ulaşır. Ancak birinci yolda, yani tasavvuf ve tarikat yolunda, seyrüsüluk ile mertebeleri aşarak giden kişi meşakkatli ve daha uzun süren bir yolda gittiği için Kadir Gecesi’ne ulaşması zaman alır. İkinci yolda giden kişi ise doğrudan doğruya Kur’an ve Sünnet'ten aldığı feyiz ile meşakkatsiz ve daha hızlı giderek Kadir Gecesi’ne daha erken ulaşır.

Bu ikinci yol Peygamberlere mahsustur. Peygamberlere tabi olmak yoluyla peygamberlerin arkadaşlarına da bu hakikat nasip olmuştur. Sahabe Efendilerimiz de bu yoldadır. Bunun için denilebilir ki ikinci yolun makamı daha üstündür.

Velayet Çeşitleri

Velayet sözlükte “yakın olmak, yakınlık” anlamındaki "vely" kökünden türeyen velayet; “sevmek, yönelmek, yardım etmek, bir işin sorumluluğu kendi üstünde olmak” manalarına da gelir. Tasavvufta velayet, kulun nefsini aşıp Allah’a yaklaşma halidir. Velayet, velayet-i amme ve velayet-i hassa olmak üzere iki kısma ayrılır. Velayet-i amme: İslam’ın emrettiği farz ve vacipleri yerine getirmek için çaba göstermektir. Bu gayret içindeki bütün mü’minleri kapsar. Velayet-i hassa: Farz, vacip ve nâfilelerde titiz davranan, tam kulluk şuuruna erenlerin durumudur.

Velayet yolunun üç şartı vardır:

1. Sağlam iman ve teslimiyet

2. Farzları yerine getirip haramlardan kaçınmak

3. Nâfile ibadetlere devam etmek.

Bediüzzaman Hazretlerine göre velayet, Allah’a yakınlık derecelerinde ilerlemektir. Kul, manevi mertebeleri geçerek Cenab-ı Hakk'ın yakınlığına ulaşır; bu süreç emek ve zamana ihtiyaç duyar. Bediüzzaman Hazretleri, velayetin peygamberliğin bir delili olduğunu belirtir; çünkü peygamberlerin getirdiği hakikatler, velilerce kalp ve ruhla açıkça görülür. Velayet, insanı olgunlaştıran, ruhu nurlandıran, terakkinin kaynağı ve feyzin menbaıdır. Bediüzzaman Hazretleri, velayetin kazanıma dayalı, uzun, zahmetli ve kerametleri çok bir yol olduğunu da ekler. İmam Rabbani’den nakille velayet üçe ayrılır: En üst mertebe “velayet-i kübra”, orta mertebe “velayet-i vusta”, alt mertebe ise “velayet-i suğra”dır. 1

Velayet-i Kübra

İmam-ı Rabbani’ye göre Velayet-i Kübra, asli velayettir. Dünyada iken, hayal ve düşüncenin her türlü kaydından kurtulmanın gerçekleştiği bir velayettir. Cenab-ı Hakk'ın fiil ve sıfat tecellisine girilir. Bu velayet sahipleri, afak ve enfüse ait her türlü kayıttan bir anda kurtulurlar. Afak ve enfüs dairelerini aşıp arkalarında bırakırlar. Bu velayet, büyüklerin meskeni ve sığınağıdır. İmam Rabbani’ye göre velayet-i suğranın son noktası, velayet-i kübranın ilk mertebesidir. Velayet-i Kübra, peygamberlerin velayetidir. Asaleten peygamberlere mahsustur. Peygamberlere tabi olmak yoluyla peygamberlerin arkadaşlarına da bu hakikat nasip olmuştur. İmam Rabbani’ye göre velayet-i kübrada fiil, sıfat ve zati tecellinin hakikati ortaya çıkar. İsim ve sıfatlar dairesine manen yükseliş olur. 2

Velayet-i Vusta

İmam Rabbani’nin Mektubat’ında bu makam “velayet-i ulya” olarak geçer; “velayet-i vusta” ifadesi ise yer almaz. Hz. Üstad’ın “velayet-i vusta”dan maksadı, eğer “velayet-i ulya” ise, İmam Rabbani’ye göre bu velayet, Cenâb-ı Hakk'ın Zâhir ve Bâtın isimlerindeki manevi yolculuğu ifade eder. Zahir isimlerdeki yolculuk, ilahi sıfatlarda ilerlemeyi; Batın isimlerdeki yolculuk ise zatla ilgili isimlerde derinleşmeyi anlatır. Mesela ilim sıfatında ilerlemek Zahir isimlerdeki, Alim isminde derinleşmek ise Batın isimlerdeki yolculuktur. 3

Velayet-i suğra

İmam Rabbani’ye göre evliyaların (Allah dostlarının) Allah'a yakınlığıdır. Bu makama “velayet-i zılliyye” de denir. Velayet-i suğranın son merhalesi, velayet-i kübranın ilk basamağını oluşturur. Velayet-i suğrada hayal ve vehmin kayıtlarından tamamen kurtulmak mümkün değildir.4

Sonuç olarak, bir sene bekleyen kişi de asıl maksada ulaşır. Ancak diğerine kıyasla daha yavaş, zahmetli ve perdeli bir makamdadır. Akrebiyet yolu ise az zamanda çok mesafe aldıran, vasıtasız ve en yüksek hakikat yoludur. Bu nedenle temsildeki ikinci adamın ulaştığı mertebe, birinciye nispeten daha üstün ve küllidir.

Kaynakçalar
  1. Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s.198

  2. Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s.199

  3. Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s.200

  4. Muhlis Körpe, Risale-i Nur Istılahları, Süeda Yayınları, Isparta 2023, s.200


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız