Muhtelif Meseleler

29.04.2026

5

İslâmiyet’te Akıl ve Teslimiyet Dengesi

İslâm’da her hükmün hikmetini bilmek şart mıdır; bilinmeyen konularda teslimiyet neden gereklidir?

30.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

İslamiyet Teslimiyettir
İslâmiyet'in mantık ve sebeplerini açıkça bildirdiği konular vardır, açıkça bildirmediği fakat itaat beklediği konular da vardır. İslâmiyet, Allah'a teslim olmak demektir. Bu cihetle Müslümandan beklenen; sebeplerini bilmediği konularda da teslimiyetle itaat etmektir. Esasen nasıl ki İbrahim (as), oğlu Hz. İsmail'i kurban etmesini Allah emrettiği anda hiç tereddüd etmeyip bunun mantığını sorgulamadığı gibi bizler de öyle olmalıyız.
Bediüzzaman Hazretleri, ibadete dâir meselelerin iki kısım olduğunu, bir kısmına makulü'l-mana, diğer kısmına taabbudî denildiğini, birinci kısmın hikmetlerinin bilinebildiğini, taabbudî olanların hikmetleri bilinmese de sırf emredildiği için yapılması gerektiğini şöyle anlatır:

Mesâil-i şerîattan bir kısmına ‘taabbüdî’ denilir. Aklın muhâkemesine bağlı değildir. Emrolduğu için yapılır. İlleti, emirdir.
Bir kısmına ‘ma‘kūlü’l-ma‘nâ’ ta‘bîr edilir. Yani bir hikmet ve bir maslahatı var ki, o hükmün teşrîîne müreccih (şer'i bir hüküm olmasında tercih ettirici) olmuş. Fakat sebep ve illet değil. Çünkü hakîkî illet, emir ve nehy-i İlâhîdir.1

Mesela, namaz kılmanın hikmetini biliyoruz, ama secdenin neden 1 ya da 3 kez değil de 2 kez yapıldığını bildirilmediği için bilmiyoruz ama hiç tereddütsüz 2 kere secde yapıyoruz.
İslam'ın akıl ve mantık dini olması, ilk başta inandığımız değerlerin ve dinin temel meselelerinin bir mantığa dayalı olması ve akılla ispat ve izah edilebilmesi yönünden açıklanır. Yoksa İslam'ın mantık dini oluşunu bütün ayrıntıların herkes tarafından bilinmesi ile ispat edilebileceği şeklinde anlamak yanlıştır.
İslamiyet temelde akıl ve mantığa istinad etse de, pek çok meseleleri için teslimiyet şarttır. Ama şu konu çok önemlidir ki, teslim olunan meselelerin de 'kesinlikle mantığa' aykırı denebilecek hiç bir meselesi yoktur. Sebebini bilmemek veya anlayamamak mantığa aykırı olmakla aynı manaya gelmez. Biz bilmiyorsak başkası biliyordur. Ya da bu dünyada hikmeti bilinemezse ahirette mutlaka meydana çıkacaktır.
Teslimiyet'in Öne Çıkan Bazı Faydaları Şunlardır:
Birincisi: Teslimiyet bir Müslümanın kendi inanç dünyasında tevhidi sağlar. Çünkü akıl ve mantığına uyan meseleleri kabul ettiği gibi o an için hikmetini bilemediği konularda da Allah'ın hükmüne rıza gösterir, teslim olur. Mesela dinen zengin sayılan bir Müslüman'ın zekât vermesi gerekir. Bu zekât sayesinde zenginlerden fakirlere merhametli, şefkatli yardım eli uzanırken; fakirlerden zenginlere karşı bir hürmet hissi uyanır. Böylelikle zenginlerin malı koruma altına alınmış olur. Diğer taraftan miras konusunda "erkeğe iki kadın hissesi vardır"2 hükmünü kendi dünyasında eşitlik ilkesiyle bağdaştıramayan bir Müslüman ya doğrudan doğruya veya hikmetini öğrenmek suretiyle yine teslimiyet göstermelidir. Kaldı ki miras konusunda bir kadın bir hisse alarak kocasının evine eli boş gitmediği gibi babası ve erkek kardeşleri nazarında bizim malımızı başkasının evine taşıyor izlenimi vermez, önceki şefkat, merhamet ve muhabbetlerinin devamını sağlar. Nafakasını temin etmek kocasının vazifesi olmakla beraber kendi bir hissesiyle kocasının iki hissesi birleşince üç hisse olur, böylece yekünde adalet sağlanmış olur.
İkincisi: Teslimiyet, Müslümanların ittihadını, birlik ve beraberliğini netice verir. Teslimiyet, "O hâlde hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'ân'a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın!"3 emrine uygun hareket etmektir. "Mü'minler ancak kardeştirler; öyle ise o iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan sakının ki merhamet olunasınız!"4 düsturunu yerine getirmektir. Böylece Kur'an etrafında halka halka kümelenen tüm Müslümanlar kardeşlik ilkesiyle safları sıklaştırarak tevhid dininin mensupları olarak kendine yakışanı yapmış olacaktır.
Rabbimizden niyazımız şudur ki, âlem-i İslam'a birlik ve beraberlik ihsan eylesin. Bu vesileyle İslam coğrafyasında akan kan ve gözyaşı dinsin. Zâlimler ise hem bu dünyada hem ahirette zulümlerinin bedelini ödesin. Âmin.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursî, Mektubât, Hayrat Neşriyat, Isparta 2021, s. 281.

  2. Nisâ, 4/11.

  3. Âl-i İmrân, 3/103.

  4. Hucurât, 49/10.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız