Cariye, köle kadın demektir. Kölelik, toplumsal ve hukukî bir statü olup kendisine has bazı özel hükümleri vardır. İslâm hukukunda da cariye ile ilgili hükümler, hür kadına göre bazı farklılıklar içermektedir.
Cumhurun (dört fıkıh mezhebinin) görüşünü esas alan klasik tefsir kitaplarında “hımâr”, “cilbâb” ve “hicâb” âyetlerinin nüzûl sebebi üzerinde durulurken bu âyetlerdeki tesettür düzenlemelerinin/hükümlerin Müslüman hür kadınlarla ilgili olduğu belirtilmektedir. Fahrettin Razi, İmam Suyutî, Ebubekir Cessas, Elmalılı gibi âlimler başta olmak üzere bir çok müfessirin görüşü bu yöndedir. 1
Nitekim Fahreddin er-Râzî kadınların başörtüsü (hımâr) hükmünü düzenleyen Nûr Sûresi 24/31. âyetin tefsirinde buradaki tesettür düzenlemesinin Müslüman hür kadınlarla ilgili olduğunu ve cariyelerin bu düzenlemeye tabi olmadıklarını ifade ederek şöyle demektedir:
“(Âlimler), Yüce Allah’ın âyetteki; "kendiliğinden görünen yerler dışında ziynetlerini göstermesinler” sözünün, cariyelerin dışındaki hür kadınlarla ilgili olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.2
Cumhur, cariyenin avreti/tesettürü ile ilgili iki konuda ittifak etmiştir. Bunlardan birincisi, cariyenin diz kapağı ile göbek arasının ittifakla avret olmasıdır. İkincisi ise cariyenin başı ile diz kapaklarına kadar ayaklarının namazda ve yabancı erkeklere karşı avret olmadığıdır.3
Hanefîlere göre de cariyenin diz ve göbek arası dışında kalan bölgelerinden sırtı (zahr/karın bölgesine tekabül eden insanın arkasındaki yer) ve karnı (batn/göğüs bölgesinden göbeğe kadar olan kısım) da avrettir.4 Karın ve sırt kısmının yan tarafları da bu ikisine dahildir, yani avrettir. Bunların, yani sırtı ve karın bölgesi dışında kalan baş, dizlere kadar ayakları vs. ise avret değildir.5
Cariye’nin Namazda Tesettürü Nasıldır?
Buna göre cariyenin başı ve baldırı (ayaktan dizlere kadar bacakları) açık olarak kıldığı namaz sahihtir/geçerlidir. Ancak cariye karnı ve sırtı açık olarak namaz kılamaz. Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre cariyenin avret-i galiza denilen ön ve arka avret mahallinden bir dirhemden fazlası veya karnı ve sırt kısmının dörtte birinden fazlası açılırsa namazı geçersizdir, iade etmesi gerekir.6
Cumhura göre de başı ve baldırı açık olarak namaz kılması halinde cariyenin namazı sahihtir/geçerlidir ve iade etmesi gerekmez.7
Cessâs, Ebû Bekir Ahmet b. Ali er-Râzî, Ahkâmü’l-Kur’ân, thk. Muhammed Sadık Kamhâvî, Beyrut: Dâru ihyâi’t-türâsi’l-Arabî, 1985, c.5, s. 244-245; Fahreddin Razi, Mefâtihu’l-ğayb/et-Tefsîru’l-kebîr, Beyrut: Dâru ihyâi’t-türâsi’l-Arabî, 1420, c. 23, s. 364; Süyûtî, Ebü’l-Fazl Celâlüddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr b. Muhammed el-Hudayrî eş-Şâfiî, ed- Dürru’l-mensûr, Beyrut: Dâru’l-fikr, ts., c. 6, s. 660; Elmalılı, Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, İstanbul: Eser Neşriyat, 1979, c. 6, s. 3927.
Râzî, Mefâtihu’l-ğayb, XXIII, 364.
Mâverdî, Ebil Hasan Ali b. Muhammd b. Habîb, el-Hâvi’l-kebir fi fıkhi mezhebi’l-İmam eş-Şâfiî, thk. Ali Muhammed Muavvad-Adil Ahmed Abdülmevcud, Beyrut: Daru’l-kütübi’l-ilmiyye, 1994, c.2, s. 171-172.
Mevsıli, el-İhtiyar, Daru’l-Hayr, Beyrut 1998, c. 4, s. 432.
İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, Daru Alemul kutub, Riyad 2003, c. 2, s. 76-77
Merğinani, el-Hidaye, c.1, s. 44
Merğinani,, el-Hidaye şerhu Bidayeti’ll-mübtedi, Kahraman Yayınları, İstanbul 1986, c.1, s. 44; Nevevi, el-Mecmu, Daru’l-fikr, b.y., ts, c.3, s. 173

