Hiss-i Kable’l-vukū
Sözlükte, olacak bir şeyi olmadan önce haber veren his; içe doğma, basiret, altıncı his, önsezi anlamında kullanılmaktadır. Hiss-i kable’l-vukū, duyguların etkisi olmaksızın meydana gelecek bir kısım gaybî şeylerin, meydana gelmeden önce his ve idrak edilmesine denir.1
Kalp, insan vücudunda Rabbi ile bağın daima aktif olduğu bir mekândır. Güneşin ışınları gibi Allah’ın isimleri her an insanın kalbine yansımaya devam eder. İnsan, kalbinin aynasını temiz tuttukça buraya yansıyanlar da temiz kalır ve insanda bu yansımaların ortaya çıkışı istikamet ve doğruyu tercih etme şeklinde görülür. Bu yönüyle hiss-i kable’l-vukū, rastgele bir kuruntu değil; ilahî bir sevk edici olan ilham ile kalbin birlikte çalışması sonucunda ortaya çıkan manevî bir duygu olarak kabul edilir.
Evham
Sözlükte “kuruntu, zan, tahmin; içe doğan şey” anlamındaki vehm (çoğulu evhâm), bilgi değeri açısından “iki önermeden tercihe uzak ve iki kanaatin daha zayıf olanı, gelecekle ilgili zan, tahmin ve hayal” mânasında kullanılır.2
Bazen iki önermeden doğruya yakın olanı için zan, uzak olanı için vehim denilir.
Gerçekleşmesi için somut bir sebep olmadığı hâlde insanı huzursuz eden korkulardır. Evhamda genellikle belirsizlik ve abartı vardır. İnsan “Ya şöyle olursa?” diye düşünür; fakat bu düşünceyi destekleyen sağlam bir delil yoktur. Evham, insanın içini daraltır, karar verme gücünü zayıflatır ve çoğu zaman kişiyi pasif hâle getirir.
Temenni
Sözlükte bir şeyin gerçekleşmesini isteme, dua, niyaz manasına gelmektedir.3 Burada akıl değil, daha çok arzu ve beklenti ön plandadır. Kişi, istediği için bir olayın gerçekleşeceğini düşünür. Ancak bu düşünce çoğu zaman gerçek şartlara dayanmaz. Temenni, insanı motive edebilir; fakat tek başına hakikati göstermez.
Bu duygunun hangisi olduğunu ayırt etmek için, bizde uyandırdığı hislere ve ortaya çıkan sonuca bakmamız gerekir. Eğer içimize doğan düşünce mevcut şartlar, yaşanan gelişmeler ve mantıklı işaretlerle destekleniyorsa bu hiss-i kable’l-vukū olabilir. Fakat bu düşünce sadece korkudan besleniyor ve elde hiçbir dayanak yoksa evhamdır. Eğer düşünce yalnızca “olmasını çok istiyorum” duygusundan kaynaklanıyorsa bu da temennidir.
Bir diğer ayırt edici nokta, hissin ruhumuzda bıraktığı etkidir. Hiss-i kable’l-vukū genellikle sakin, ciddi ve ölçülüdür; insanı tedbir almaya sevk eder. Evham ise telaş, panik ve karamsarlık verir. Temenni ise çoğu zaman aşırı iyimserlik ve beklenti oluşturur. İlgili yer Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
Rüyâ-yı sâdıka, hiss-i kable’l-vukūnun fazla inkişafıdır. Hiss-i kable’l-vukū ise herkeste cüz’î veya küllî olarak vardır. Hatta hayvanlarda dahi vardır. Hatta bir zaman ben, bu hiss-i kable’l-vukūyu zâhirî ve bâtınî meşhur duygulara ilave olarak, insanda ve hayvanda (sâika ve şâika) namıyla, (sâmia ve bâsıra) gibi iki hiss-i âhar olarak ilmen bulmuştum. Ehl-i dalâlet ve ehl-i felsefe, o gayr-i meşhur hislere (hata ederek, ahmakçasına) sevk-i tabîî diyorlar. Hâşâ, sevk-i tabîî değil; belki bir nevi ilham-ı fıtrî olarak insanı ve hayvanı kader-i İlâhî sevk ediyor.4
Bediüzzaman Hazretlerine göre hiss-i kable’l-vukū; ruhun latîfe-i Rabbâniye (ilahî bir bağlantı noktası) denilen bir duygu sayesinde olacak bir olayı, meydana gelmeden önce ana hatlarıyla hissetmesidir. Bu durumun aklın şuuru tarafından kuşatılamadığını ve bundan dolayı insanın iradesini kullanmadan olaydan söz ettiğini ifade etmektedir. Bunun sonucu olarak söz konusu olay hakkında kullanılan birtakım tabirlerin te’vile ve tabire muhtaç olabileceğini düşünmektedir.
Bunun toplumsal yansımasını da “Kurdu an, sopayı hazırla” atasözüyle hatırlatmaktadır. Bediüzzaman Hazretlerine göre bu his, az veya çok herkeste bulunmaktadır. Özellikle Allah’ın (cc) yasaklarından sakınan dindar insanlarda, basiret sahiplerinde ve bilhassa velî kullarda çok geliştiğini ifade etmektedir.
Bu hâli bir düstur hâline almak istediğini, fakat yakıştıramadığını ve yapamadığını söylemektedir. Ona göre sadık rüyaların önemli bir kısmı, bu hissin fazla gelişmesinin bir sonucu ve bir türüdür. Bu hissin fazla hassasiyet kazanması hâlinde keramet derecesine çıkacağını düşünmektedir.
Belirtileri ortaya çıkan bir olayı önceden bilmenin (yağmurun geleceğini bildiren nem oranı gibi) bir yönüyle hiss-i kable’l-vukū sayılacağını, bir yönüyle de sayılamayacağını söylemektedir. Bediüzzaman Hazretleri, hiss-i kable’l-vukūnun türleri olduğunu ve gaybî olan birtakım şeylerin, kendisinden uzakta vukua geldiğinde veya gelmeye yakın bir zamanda bu his yardımıyla bilinebileceğini ifade etmektedir.
Yani hiss-i kable’l-vukū, evham ve temenniye göre daha selametli bir duygudur ve bu duyguda ilahî bir sevk etme bulunmaktadır. Bu hâl hayvanlar âleminde de görülmektedir. Hayvanlarda şuur yoktur; fakat yaptıkları işler sanki şuur varmışçasınadır. Hayvanların bu doğru yönelimleri, ilahî bir sevk ve hiss-i kable’l-vukūnun bir neticesidir.
Sonuç olarak:
İnsanın içine doğan her duygu aynı değildir. Hiss-i kable’l-vukū, kalbe gelen uyarılar sonucu ortaya çıkan, insanı tedbire ve doğruya yönelten, çoğunlukla selametli bir histir. Evham, dayanağı olmayan korkularla insanı huzursuz ederken; temenni ise sadece isteğe dayalı bir beklentidir. Bu üç duyguyu ayırt edebilmek için hissin insanda bıraktığı etkiye ve gerçeklerle olan uyumuna bakmak gerekir. İnsanda sakinlik ve istikamet hissi varsa, bu ilahî bir sevkin işareti olabilir.
Risale-i Nur Istılahları, Süeda Basım Yayın A.Ş, 2017, s. 75.
Risale-i Nur Istılahları, Süeda Basım Yayın A.Ş, 2017, s. 76.
Temenni, Kubbe Altı Lugatı
Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s. 227.

