Sözlükte “iyi olmak, iyilik etmek, üstün olmak, üstün kılmak” gibi anlamlara gelen hayr kökünden masdar-isim olup “iyi” yahut “iyilik” mânasında ve şerrin (kötülük) karşıtı olarak kullanılır.1
Tüm hayırlı, güzel ve iyi işler Allah’ın bizlere bildirdiği ve yapmamızı emrettiği işlerdir. Cenâb-ı Hak, Hz. Adem'den (as) itibaren neyin iyi neyin de kötü olduğunu insanlara kitaplar ve Peygamberler vesilesiyle hep ders vermiştir. Bu hayırlı ve iyi işleri Peygamberler aracılığıyla öğrenen insan, elbette ki o hayrı kendisine bildiren zâtın ismiyle o hayırlı işe başlaması en güzel olanıdır. Çünkü o hayrı kendisi bulmamıştır Allah ona bildirmiştir. Yani kul der ki. “Ey Rabbim sen bildirmeseydin ben neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemezdim. Madem bütün güzellikleri ve iyilikleri sen bana öğrettin ve yapmayı bana nasip ettin, ben de tüm hayırlı işlerimde senin ismini zikredeceğim” der.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmuştur:
Yüce Allah"ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.2
Yani hayırlı işlere Allah'ın zikri ile başlamak esastır. Bu zikir besmele de olabilir, Allah'ın bir ismi de olabilir, salavat-ı şerife olabilir. Yeter ki o hayırlı işte Allah hatırlansın. Nitekim âlimler, “Samimi zikir sayılan her şey besmelenin yerini tutar.” demişlerdir. 3 Hayırlı işlerden kasıt ise şer (kötü/günah) olmayan tüm işlerimizdir. Yeme, içme, uyku, abdest, selamlaşma vb.
Günlük sıradan işlerimizde dahi besmele ile başlamayı adet edinmenin şöyle bir faydası da olacaktır: İnsan, o işi sadece alışkanlık veya dünyevî bir meşguliyet olarak yapmaktan çıkarır, niyet ve zikirle onu sevap kazandıran bir ibadete dönüştürür. Besmele çekildiği anda kalp Allah’ı hatırlar, yapılan iş O’nun rızasına bağlanır. İşte bu yönüyle hadislerden istifade eden âlimlerimiz, besmele, hamdele (Allah'a yöneltilen övgü) ve benzeri başlangıç zikirlerini, şer olmayan günlük âdetlerimizi ibadetlere çeviren bir iksir, bir tılsım ve derin bir sır olarak görmüşlerdir. Böylece yemek yemek, çalışmak, yazmak veya dinlenmek gibi normal işler bile Allah’ı hatırlama vesilesi olur. Kul farkında olmadan sevap kazanır ve hayatının her anı mânevî bir bereketle kuşatılmış olur.4
Hasılı besmele, hayırlı işlerin başında Allah’ı hatırlamanın, o işi O’nun rızasına bağlamanın en güzel ifadesidir. Şer ve günah olmayan uygun işler, besmele ve niyetle ibadet hükmüne geçer. Kul farkında olmadan sevap kazanır ve işlerine mânevî bereket eklenir. Ancak besmele, günahı uygunlaştıran bir söz değildir. Haram ve şer olan işlere besmeleyle başlanmaz. Bu sebeple “besmele çekilen her iş hayırlıdır” değil, “hayırlı olan işler besmele ile olur” demek doğrudur. Kul, besmele ile hem sınırını bilir hem de yaptığı işin hesabını Allah’a havale ettiğini ilan eder.
Mustafa Çağırıcı, "Hayır" TDV İslâm Ansiklopedisi, 1998, c. 17, s. 43.
İbn Hanbel, II, 360.
İbn-i Abidin, Reddül Muhtar, Şamil Yayınevi, 2015, c.1 s. 17.
Kütüb-i Sitte, Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 1988, c. 9, s. 207-208

