RİSALE-İ NUR

18.01.2016

4841

Hayalin Aklı Kuşatamaması

"Havassının en genişi hayal olduğu halde, hayal, aklı ve aklın semerelerini ihata edemez." Bu cümle hangi konuyla bağlantılıdır? Bu cümleyi kısaca izah eder misiniz?

19.01.2016 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sorduğunuz kısım Risale-i Nur’da şu şekilde geçmektedir:

İnsanın elindeki ihtiyâr pek dardır. Havâssının en genişi hayâl olduğu halde, hayâl aklı ve aklın semerelerini ihâta edemez. Bunlar bu kadar büyük iken, bunları nasıl dâire-i ihtiyârına alıp onlarla iftihâr ediyorsun?1

Bu paragraf, bu zamandaki dört büyük hastalıktan ikincisi olarak açıklanan Ucb, yani kişinin ameline güvenme hastalığı kısmında geçmektedir. Çünkü insanlar, şeytanın yanıltmasıyla geçmişte ve hâlihazırda yaptıkları iyiliklere, ibadetlere güvenip ‘Bu yaptıklarım beni kurtarır’ düşüncesine girebilirler. Oysa ki insanlar kendi yaptıkları amellere güvenmemelidir. Tamamen sahiplenmemelidir. Çünkü amellerin yapılması sırasında meydana gelen her şey Cenâb-ı Hak tarafından yaratılmıştır. Bu hususla ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de şu iki âyet-i kerîme geçmektedir:

Hâlbuki sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.2

Sana isâbet eden her iyilik Allah'dandır; sana isâbet eden her kötülük ise nefsindendir.3

İşte bu âyetlere göre, bizi, fiillerimizi ve yaptığımız tüm ibadetleri yaratan Allah olduğu için yaptığımız ibadetlerle övünmemek, o iyiliklere ve amellere güvenmemek lâzımdır. Çünkü görme, konuşma, düşünme gibi bütün hislerimiz ve namaz, oruç gibi tüm ibadetlerimiz Allah tarafından yaratılmıştır. Bu duygulardan biri de hayaldir. Hatta insanın duygularının en genişi hayaldir. İnsan, bu vasıtayla bir anda çok uzak yerlere hayalen gidebildiği gibi çok büyük ve geniş şeyleri de hızlıca hayaliyle tasavvur edebilir.

Ancak hayal, bu kadar geniş bir dairesi olmasına karşın aklı ve aklın yaptıklarını kavrayamaz. Ayrıca hayal, ancak meydana gelmiş ve insanın gözüyle görmüş olduğu olgulardan yola çıkarak onlara benzer şeyleri düşünebilir. Akıl ise sebeplerine riayet edildiği takdirde yapılma ve meydana getirebilme imkânı olan bütün işleri Allah'ın izniyle bütün safhasıyla ve tekniğiyle bilip önceden tespit edebilir. Aklın insanda oluşturduğu düşünceye hayal sûret giydirir ve bir kalıba oturtur.

Yine akıl, geçmişteki birçok bilgi birikiminden istifadeyle hayalin daha önce hiç tasavvur edemediği şeyleri bilir. Hatta onların ortaya çıkması için projeler ve planlar yapar. Ama yine de akıl ve hayali birbirinden tamamen ayrı tutmamak lâzımdır. Bu iki cihaz beraber çalışır ve ortaya çıkan ürün ve neticeleri birbirinin yardımıyla yaparlar. İşte insan, daha hayalinin ve aklının işlemesini dahi kontrol edemezken, o hayal ve akıl vasıtasıyla yaptığı işlere hiç bir şekilde güvenmeye hakkı yoktur.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.59.

  2. Saffat, 56/96.

  3. Nisa, 4/79.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız