Zekat/Sadaka

22.01.2010

5689

Dilenciye Sadaka Vermede Ölçü Nedir?

"Ve dilenciye gelince, sakın (onu) azarlama!" (Duha, 10) ve "Onların mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyen) yoksul için bir hak vardır (verirler)!" (Zâriyât, 19) bu gibi âyetlerden anlaşıldığı üzere Rabbimiz, dilencilere de bir şeyler verilmesini istiyor. Maalesef bu zamanda dilenenlerin büyük bir kısmı, ihtiyaçtan değil, meslek edindikleri için dileniyorlar. Bu meselede ölçü ne olmalıdır?

25.01.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Sadaka, gerçekten muhtaç olana verilmelidir. Bu sebeple ölçü; ihtiyacı araştırmak, kuvvetli bir kanaat edinmek ve mümkünse sadakayı suistimale açık olmayan yollardan ulaştırmaktır. Bir kimsenin dilenmesi, tek başına muhtaç olduğuna delil değildir. Fakat gerçekten muhtaç olma ihtimali varsa, azarlamamak ve boş çevirmemek esastır. Verilmeyecekse de güzel sözle ve incitmeden muamele edilmelidir

İsteyeni azarlama!” âyeti ile istemek durumunda kalanlara nasıl davranılması gerektiği de hatırlatılmıştır. Yüce Kitabımızda, ihtiyacından dolayı isteyen yoksulların, zenginlerin mallarında belli bir hakkı olduğu bildirilmekte, bu nedenle zenginlere, fakirlere yardım etmelerini gerektiren birtakım sosyal ve malî sorumluluklar yüklenmektedir. Zengin Müslümanlara zekât farz kılınmış ve fakirler zekât verilecek kimseler arasında zikredilmiştir. Özellikle yakın akrabaları gözetmek zenginlere ait bir yükümlülük olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Kur"ân-ı Kerîm"de ihtiyacından dolayı isteyene maddî yardımda bulunmanın iyi bir müminin başlıca dinî ve ahlâkî niteliklerinden olduğu, mükâfatının ise kat kat verileceği vurgulanmıştır.

Tüm bunlardan, zengin olduğu hâlde dilenen, belki de bu sayede zengin olan ve istemeyi alışkanlık hâline getirenlere yönelik bir pay çıkarılmamalıdır. Çünkü Resûl-i Ekrem, “Sizden birinizin urganı alıp (dağa giderek) bir bağ odun getirip satması ve böylece Allah"ın onun itibarını koruması, bir şey verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden dilenmesinden daha hayırlıdır.” buyurmuştur. Nitekim yine Peygamber Efendimizin ifadesiyle, “Kesinlikle hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir. Allah"ın Peygamberi Dâvûd (as) da kendi elinin emeğini yiyordu.” 1

Bediüzzaman Hazretleri bu konuyla alakalı ölçüyü "Onlar kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk ederler"2 ayetinin izahında şu şekilde açıklar:

Şu cümlenin heyeti, sadakanın şeraiti kabulünün beşine işaret eder.
Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, “mimmâ” lafzındaki “min (den)” ile o şartı ifade eder.
İkinci şart: Ali'den alıp Veli'ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. Şu şartı “razaknahüm (onları rızıklandırdık)” lafzı ifade ediyor. "Size rızık olandan veriniz" demektir.
Üçüncü şart: Minnet etmemektir. Şu şarta “razaknâ (rızıklandırdık)” daki “nâ (biz)” lafzı işaret eder. Yani "Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan benim kuluma vermekte minnetiniz yoktur."
Dördüncü şart: Öyle adama veresin ki, nafakasına (geçimine) sarfetsin. Yoksa sefahete (haramlara) sarfedenlere sadaka makbul olmaz. Şu şarta “yünfikûn (nafaka olarak verirler)” lafzı işaret ediyor.
Beşinci şart: Allah namına vermektir ki, “razaknâhum (onları rızıklandırdık)” ifade ediyor. Yani "Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz." 3

Sadakanın şartlarından dördüncüsü, yardım yapılacak kimsenin durumuyla ilgilidir. Bu husustaki temel ölçü, verilen yardımın gerçekten muhtaç olana ulaşması ve haram yollarda kullanılmamasıdır.

Bir kimsenin gerçek mânâda muhtaç olup olmadığını veya aldığı yardımı nerede kullanacağını kesin olarak bilmek her zaman mümkün olmaz. Bu durumda kuvvetli kanaate göre hareket edilir. Yardımın geçim için kullanılacağı yönünde bir kanaat hâsıl olursa sadaka verilir; aksi yönde kuvvetli bir şüphe bulunursa vermemek tercih edilebilir.

Esas olan niyetin hâlis olmasıdır. Yardım, samimî bir niyetle verildiğinde, sonradan o kimsenin muhtaç olmadığının veya yardımı yanlış yerde kullandığının anlaşılması, veren kimseyi mesul etmez.

Kaynakçalar
  1. Diyanet İşleri Başkanlığı, Hadislerle İslâm, Cilt 5 (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2013), s.60

  2. Bakara 2/3

  3. Bediüzzaman Said Nursi, Zülfikar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 84


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (1)

Allah razı olsun...

23.05.2010

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız