Dua-Evrâd

25.10.2009

4648

Duası Red Olmayan Üç Kişi

"Babanın, misafirin ve hastanın duası red olmazmış" derken, dünya veya ahiret hayatımız için bu üç kişiden biri dua etmiş olsa kesin olarak kabul mü oluyor?

29.10.2009 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Öncelikle sorunuzda geçen 'hasta' duasının makbuliyeti ile ilgili hadisi ifade edelim:

Ziyaret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir.1

Bu hadiste; özelde hastanın, genelde müminin mümin hakkındaki duasının makbuliyeti vurgulanmıştır. Hastanın özel durumu acizliğini daha derinden hissedip samimi bir şekilde Rabb'ine yönelme halidir. Bu da elbette duanın makbuliyetini artıran bir unsurdur. Sorunuzdaki hadis-i şerifin genel hali ise sahih kaynaklarımızda bu şekilde geçmektedir: 

Üç dua şüphesiz kabul edilir: Babanın duası, yolcunun duası, mazlumun duası.2

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), üç sınıf insanın duasının mutlaka kabul edileceğini bildirmiştir. Bunun sebebi, bu kimselerin duada daha samimi olmaları ve Allah’a daha içten bir şekilde sığınmalarıdır. Fakat burada sayılan üç sınıf, duası kabul edilenlerin sadece bunlarla sınırlı olduğunu göstermez. Başka hadis-i şeriflerde de duası geri çevrilmeyen kimseler zikredilmiştir:

Üç kişinin duası reddedilmez: Adil idarecinin ve iftar edinceye kadar oruçlunun duası. Mazlumun duası, bulutların üzerine kaldırılır ve göklerin kapısı ona açılır. Yüce Rab: ''İzzetim hakkı için kısa bir süre sonra olsa bile sana mutlaka yardım edilecektir'' buyurur.3

Ayrıca, hadislerde kabul edileceği bildirilen duaların hayır dua mı yoksa beddua mı olduğu açıkça belirtilmemiştir. Bu sebeple âlimler, burada hem dua hem de bedduanın kastedilmiş olabileceğini söylemişlerdir. Yani bu kimselerin hem hayır duaları hem de bedduaları makbul olabilir.

Hadis metninde babanın duası zikredilmiş, annenin duası ayrıca anılmamıştır. Aslında annenin duası, babanın duasından da önce kabule lâyıktır. Çünkü annenin evlâdı için çektiği zahmet daha fazladır. Bu hakikate şu âyet-i kerime işaret eder:

İnsana, ana-babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı. (Sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden:) “Bana şükret! Ana-babana da!” (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır.4

Annenin evlâdına olan şefkati çok fazla olduğundan, ona karşı söylediği bedduanın çoğu zaman gönülden gelmeyeceği de ifade edilmiştir. Alimler, hadiste annenin ayrıca zikredilmemesinde bunun da bir hikmeti olabilir, demişlerdir.

Yolcunun duasının kabul edilmesi, onun gurbet hâli, acizliği ve tevâzusu ile ilgilidir. Çünkü gurbet insanı hüzünlendirir, kalbini daha hassas hâle getirir. Bu sebeple, kendisine iyilik yapana ettiği dua da, kötülük yapana ettiği beddua da kabule yakın görülmüştür.

Üçüncü sınıf ise mazlumdur. Mazlum, haksızlığa uğrayan kişidir. Onun duasının kabul edilmesinin sebebi de zayıflığı, kırgınlığı ve çaresizliğidir. Mazlumun, kendisine zulmedene karşı bedduası da, iyilik yapana duası da makbul olabilir.Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste, Resûlullah (s.a.v.) Hz. Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken şöyle buyurmuştur:

Mazlumun bedduasından da sakın. Çünkü mazlumun duasıyla Allah arasında perde yoktur.5

Ayrıca İslam alimleri, mazlumun duasının kabul edilmesi için mutlaka mü’min veya takvâ sahibi olmasının şart olmadığını söylemişlerdir. Mazlum kişi günahkâr, hattâ inançsız bile olsa, mazlumiyet sebebiyle duası kabul edilebilir.

Bununla beraber unutulmamalıdır ki; Allah'ın dualara cevap vermesi ve kabul etmesi, muhakkak istenen şeyi aynen vereceği anlamına gelmez. Bu konuyla ilgili Bediüzzaman Hazretleri'nin izahını paylaşalım:

Duâ-yı kavlî-i ihtiyârînin makbûliyeti iki cihetledir. Ya aynı matlûbu ile makbûl olur. Veyahud daha evlâsı verilir. Meselâ, birisi kendine bir erkek evlâd ister. Cenâb-ı Hakk Hazret-i Meryem (ra) gibi bir kız evlâdını veriyor. “Duâsı kabul olunmadı” denilmez. “Daha evlâ bir sûrette kabul edildi” denilir. Hem bazen kendi dünyasının saadeti için duâ eder. Duâsı âhiret için kabul olunur. “Duâsı reddedildi” denilmez. Belki “Daha enfâ‘ bir sûrette kabul edildi” denilir ve hâkezâ. Madem Cenâb-ı Hakk Hakîm’dir. Biz ondan isteriz. O da bize cevab verir. Fakat hikmetine göre bizimle muâmele eder.6

İsteğe bağlı sözlü dua iki şekilde kabul olur: Ya insanın istediği aynen verilir, ya da ondan daha iyi ve daha faydalı olan verilir. Bunun bir örneği, erkek evlat isteyen birine Hz. Meryem gibi bir kız evlat verilmesidir. Bu durumda dua reddedilmiş sayılmaz; daha iyi bir şekilde kabul edilmiş olur. Bir başka örnek de, dünya mutluluğu için yapılan duanın ahiret için kabul edilmesidir; burada da istek boşa gitmez, daha faydalı bir sonuca çevrilir. Bunun sebebi, Cenâb-ı Hakk’ın her işi hikmetle yapmasıdır. İnsan ister, Allah cevap verir; fakat cevabı kendi hikmetine göre verir.

Ayrıca dua aslında bir ibadet olduğu için, bahsi geçen makbuliyet ve kabullük, Allahu Teala'nın bir ibadet olarak o duayı kabul etmesi manasına da gelmektedir. Bu kabulün dünyada neticesi görünmese de, dua kabul olmadı denilmez. Belki ahireti için kabul edildi diye düşünmek gerekir.

Kaynakçalar
  1. İbn Mâce, Cenâiz, 1 (İM1441)

  2. Tirmizî, Birr, 7 (T1905)

  3. İbn Mâce, Sıyam, 48 (İM1752)

  4. Lokman, 31/14

  5. Müslim, Îmân, 29 (M121)

  6. Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, c. 1, s.131


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız