RİSALE-İ NUR

19.02.2010

5908

“Bekârlık Bîkârların Kârıdır” Sözü Ne Demektir?

"Bekârlık bîkârların kârıdır. Bâkire, iki sülüs kadın, bir sülüs erkektir. Bekâr, iki sülüs erkek, bir sülüs çocuktur. İzdivac, tasfiye tehzib eder." Bediüzzaman Hazretlerine ait bu cümleleri kısaca açıklar mısınız?

26.02.2010 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin bahsettiği bu ifade, Osmanlı Türkçesinin zengin kelime hazinesini ve dönemin sosyolojik ve psikolojik tahlillerini barındıran, evliliğin insan doğası üzerindeki tamamlayıcı ve olgunlaştırıcı etkisini anlatan oldukça etkileyici bir ifadedir.

Bekarlık bikarların kârıdır. Bakire iki sülüs kadın, bir sülüs erkektir. Bekar iki sülüs erkek, bir sülüs çocuktur. İzdivaç tasfiye, tehzib eder. 1

"Bekarlık Bikarların Kârıdır."

Bîkar Farsça kökenli bir kelime olup "işsiz, boşta gezen, mesuliyeti olmayan" anlamına gelir. Bekarlık, özellikle meşguliyetsiz, mesuliyetten uzak ve nefsinin keyfine göre yaşamak isteyen kimseler için uygundur. Aile kurmak büyük bir sorumluluk gerektirir; bu sorumluluktan kaçmak ise boşta kalmayı tercih etmektir.

"Bâkire İki Sülüs Kadın, Bir Sülüs Erkektir."

Sülüs, Arapçada üçte bir (1/3) demektir. İki sülüs, üçte iki (2/3) anlamına gelir. Evlenmemiş bir kadın, fıtratının üçte ikisiyle kadın özelliklerini taşırken, üçte bir oranında erkek özellikleri göstermek zorundadır. Çünkü tek başına hayatta kalmak, kendini tehlikelerden korumak ve hayat mücadelesi vermek için erkeğe has olan sertlik, müdafaa, ev geçindirme gibi fıtrî, doğal olmayan bazı zırhlara ve özelliklere bürünmek zorunda kalır. Çünkü aile hayatına girmemiş, şefkatini ve letafetini tam manasıyla yuvasında inkişaf ettirememiş bir kadın, bir cihette daha tedbirli, daha müdafaalı, daha müstakil bir hal alır. Evlilik kurumu olmadan kadının kendi narin doğasını tam anlamıyla yaşayamayacağına vurgu yapılır.

"Bekar İki Sülüs Erkek, Bir Sülüs Çocuktur."

Evlenmemiş bir erkek, erkeklik vasıflarını taşıyor olsa da üçte iki oranında yetişkin bir erkek, üçte bir oranında ise hâlâ bir çocuktur. Buradaki çocukluk, yaş küçüklüğünü değil; mesuliyetten kaçma, keyfine düşkünlük, heveskârlık, ciddiyetsizlik ve hayatın yükünü tam anlamıyla omuzlamama hâlini ifade eder. Aile sorumluluğu almayan bekar bir erkek, bu yükleri taşımadığı için söz konusu çocuksu, nefsanî, maceraperest ve tam olgunlaşmamış yönünü korumaya devam eder.
Ancak evlilik ve babalık kurumu, erkeğe bir ailenin mesuliyetini yükleyerek onu tam anlamıyla olgunlaştırır. Aile kuran bir erkek, artık sadece kendisini değil, eşini ve varsa çocuklarını da düşünmek mecburiyetinde kalır. Üstlenilen bu yeni ve ağırbaşlı mesuliyet bilinci, ondaki o çocukluk damarını törpüleyerek hayata karşı duruşunu ciddileştirir ve eksik kalan yönünü tamamlar.

"İzdivaç, Tasfiye, Tehzib Eder."

Tasfiye; arındırma, saflaştırma, aşırılıklardan ve fazlalıklardan kurtarma; tehzib ise terbiye etme, güzelleştirme ve ahlaken olgunlaştırmadır. Bu yönüyle evlilik kurumu, insanı acemilikten arındıran ve ruhunu terbiye ederek olgunlaştıran bir tamamlanma sürecidir. Bu süreçte gerçekleşen tasfiye ile insanın içindeki karışık ve ham duygular süzülüp yerli yerine otururken; tehzib ile ahlak güzelleşir ve olgunlaşır. Evlilik, nefsin o sınırsız serbestliğini makul bir ölçüye çekerek dağınık hisleri toparlar ve kadın ile erkeğin fıtratlarındaki aşırılıkları dengeler.
Bu dengeleme hâli, her iki tarafı da kendi gerçek doğalarında saflaştırır. Bir yandan kadının tek başına hayatta kalmak için bürünmek zorunda kaldığı o üçte birlik erkeksilik zırhını ortadan kaldırarak ona güvenli bir alan sağlar; diğer yandan erkekteki üçte birlik çocuksu hamlığı, omuzlarına ailenin mesuliyetini yükleyerek yok eder.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, İşarat, Hayrat Neşriyat, Isparta, s. 11.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız