Bediüzzaman Said Nursi

24.04.2011

5604

Bediüzzaman Hazretlerinin Ermeni Tehciri ve Ermenilere Yaklaşımı Nasıldı?

1915'te gerçekleşen Ermeni Tehciri (sürgünü) konusunda Bediüzzaman Hazretlerinin düşüncesi nedir? Konuya nasıl yaklaşmıştır?

11.08.2011 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Bediüzzaman Hazretleri'nin eserlerinde 1915 Ermeni Sürgünü konusuna direkt temas eden cümleler bulunmamaktadır. Fakat Ermenilere dair gözlemlerini ve bakış açısını anlamamızı sağlayacak, hatta tarihî vesika kabul edilebilecek türden bazı hatıraları risalelerinde mevcuttur. Tarihçe-i Hayatında geçen şu hatıra, günümüzde bazı meşhur Ermeni şahsiyetleri tarafından dahi övgü ve şükranla zikredilmektedir:

O muharebeler esnasında, Ermeni fedaileri bazı yerlerde çoluk çocuğu kesiyorlardı. Buna karşı Ermenilerin çocukları da bazan öldürülüyordu. Bediüzzaman'ın bulunduğu nahiyeye binlerle Ermeni çocuğu toplanmıştı. Molla Said askerlere: "Bunlara ilişmeyiniz!" diye emretti. Daha sonra bu Ermeni çoluk çocuğunu serbest bıraktı; onlar da, Rusların içerisindeki ailelerinin yanına döndüler. Bu hareket Ermeniler için büyük bir ibret dersi olup, Müslümanların ahlâkına hayran kalmışlardı. Bu hâdise üzerine, Ruslar bizi istilâ ettiklerinde, fedai komitelerin reisleri Müslüman çoluk çocuğunu kesmek âdetini bırakıp, "Madem Molla Said bizim çoluk çocuklarımızı kesmedi, bize teslim etti; biz de bundan sonra Müslümanların çocuklarını kesmeyeceğiz" diye ahdettiler. Molla Said, bu suretle o havalideki binlerle mâsumların felâketten kurtulmasını temin etmiş oldu.

Bir İslâm âlimine yakışır ahlâk ve izzetle hareket eden Hz. Üstad, vicdan ve ahlâktan uzak Ermeni fedailerinin bile, kısa zamanlı da olsa, merhamete gelmelerine sebep olmuş ve binlerce mâsumun kurtulmasına hizmet etmiştir.

Yine hayatından bir kesitin yer aldığı şu cümleler de, tarihî bir hâdisenin imanî neticelerini görmek anlamında kıymetlidir:

Aziz sıddık kardeşlerim.

Dünkü suale benzer kırk sene evvel olmuş bir sual ve cevabı size hikâye edeceğim. O eski zamanda Eski Said'in talebelerinin üstadlarıyla alâkaları fedailik derecesine geldiğinden Van ve Bitlis tarafından Ermeni komitesi Taşnak fedaileri çok faaliyette bulunuyorlardı. Eski Said onlara karşı duruyordu. Onları bir derece susturuyordu. Kendi talebelerine mavzer tüfekleri bulup alıyordu. Bir vakit medresesi asker kışlası gibi silâhlar ve kitaplarla beraber bulunurken bir asker feriki geldi. Gördü. Dedi: Bu medrese değil, kışladır. Bitlis hâdisesi münasebetiyle evhama düştü. Emretti: Onun silâhlarını alınız, dedi. Bizden ellerine geçen on beş mavzerimizi aldılar. Bir-iki ay sonra Harb-i Umumî patladı. Ben tüfeklerimizi geri aldım. Her ne ise..

Bu haller münasebetiyle benden sordular ki: Dehşetli fedaileri bulunan Ermeni komitesi sizden korkuyorlar ki siz Van'da Erek Dağı'na çıktığınız zaman Ermeni fedaileri sizden çekinip dağılıyorlar, başka yere gidiyorlar. Acaba sizde ne kuvvet var ki öyle oluyor?

Ben de cevaben diyordum: Madem fâni dünya hayatı küçücük ve menfî milliyetin muvakkat menfaati ve selâmeti için bu hârika fedakârlığı yapan Ermeni fedaileri karşımızda görünüyorlar. Elbette hayat-ı bâkiyeye ve pek büyük İslâm millet-i kudsiyesinin müsbet menfaatlerine çalışan ve ecel birdir itikad eden talebeler o fedailerden geri kalmazlar. Lüzum olsa o kat'î ve zahirî birkaç sene mevhum ömrünü milyonlar sene bir ömre ve milyarlar dindaşlarının selâmetine ve menfaatine tereddütsüz müftehirane feda ederler. Saîdü’n-Nûrsî 1

Son olarak Eski Said dönemine ait tarihî bir olayı kendi cümlelerinden okuyalım:

On üçüncü Recâ: Bu recâda, sergüzeşt-i hayatımın mühim bir levhasından bahsedeceğimden, herhalde bir derece uzun olacak. Usanmamanızı ve gücenmemenizi arzu ediyorum.

... Her şeyden evvel Van’da (Horhor) denilen medresemin ziyâretine gittim. Baktım ki, sâir Van hâneleri gibi, onu da Rus istîlâsında Ermenîler yakmışlardı.

... Baktım ki, benim medresemin etrafındaki şehir içi, kal‘a dibi mevkii, bütün baştan aşağıya kadar yakılmış, tahrîb edilmiş. Evvelki gördüğümden şimdiki gördüğüme, güyâ iki yüz sene sonra dünyaya gelip, öyle hazîn nazarla baktım. O hânelerdeki adamların çoğu ile dost ve ahbâb idim. Kısm-ı a‘zamı, Allâh rahmet eylesin, muhâceretle vefât etmişler, gurbette perişan olmuşlardı. Hem Ermenî mahallesinden başka, Van’ın bütün Müslümanlarının hâneleri tahrîb edilmiş gördüm.2

Yukarıdaki metinde geçen gözlemler, Van şehrinin komple yakılması hâdisesi, Ermeni istilâsındaki vahşetin boyutlarını ortaya koyması açısından önemlidir. Ayrıca Ermeni mahallesinden başka bütün Müslüman evlerinin yakılmış olması, suçun faillerini tespit bakımından delil niteliğindedir. Yukarıdaki cümleler, Bediüzzaman Hazretlerinin İstanbul dönüşü Van ziyaretinde bizzat görüp anlattığı vahim manzaralardır.

Kaynakçalar
  1. Bediüzzaman Said Nursi, Şua’lar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 550.

  2. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s.2 60-261.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Kanallarımız

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun.

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız