Sorunuzla alakalı kısım şu şek,lde geçmektedir:
Bedihî kader ise, o çekirdeğin tazammun ettiği ağacın, maddî keyfiyat ve vaziyetleri ve heyetleridir ki, sonra göz ile görünecek. Nazarî ise, o çekirdekte, ondan halkolunacak ağacın müddet-i hayatındaki geçireceği tavırlar, vaziyetler, şekiller, hareketler, tesbihatlardır ki, tarihçe-i hayat namıyla tabir edilen vakit-bevakit değişen tavırlar, vaziyetler, şekiller, fiiller; o ağacın dalları, yaprakları gibi intizamlı birer kaderî mikdarı vardır.1
Bedihî kader, gözle görünen, apaçık kader mânâsına gelir. Kader ise ölçü demektir. Burada kastedilen, mahlûkatta görülen son derece muntazam ve hassas ölçülerin, önceden takdir edilmiş bir kader programına göre yaratıldığını göstermesidir. Yukarıdaki ifadeden hareketle şöyle denilebilir: Toprağa ekilen bir çekirdek, başlangıçta hangi surette inkişaf edeceği bilinmeyen bir hâlde iken, sonradan intizamlı, renkli, sanatlı ve süslü bir ağaç olarak ortaya çıkar. İşte çekirdekte kayıtlı olup daha sonra gözle görünen bu ölçülü ve düzenli sûret, bedihî kadere bir misaldir. Nazarî kader ise, nazarla, yani düşünerek anlaşılan kaderdir. Başka bir ifadeyle, yaratılmış şeylerde gözle görülen ölçü ve intizamdan hareketle, o canlının bütün hayat evrelerinde bir kader nizamına tâbi olduğu neticesine varılır. Bu şekilde idrak edilen kader, nazarî kaderdir. Meselâ bir ağacın hayatı boyunca geçireceği hâller; boyu, kaç tane dalı olacağı, dallarının şekli, hangi dalında kaç meyve bulunacağı, meyvelerinin rengi, büyüklüğü, meyvelerindeki şeker oranı ve benzeri hususlar, nazarî kadere misal olarak düşünülebilir. Kısaca nazarî kader, çekirdekte saklanan programın, ağacın hayatı boyunca açığa çıkan vaziyetleridir.
Bediüzzaman Said Nursi, Tılsımlar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 87

