Ahiret

02.04.2026

4

Ahiret Hayatında Aile ve Akrabalık

ahirette akrabalık bağları kopar mı? orada imanı olmayan akrabalarımızı sevebilir miyiz?

06.04.2026 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Ahiret hayatı çeşitli evrelerden oluşmaktadır. Bunlardan ilki olan kıyametin kopması ve mahşer meydanı; göklerin yarıldığı, yerin içindekileri dışarı attığı ve insanın yaptıklarıyla yüzleştiği dehşetli bir gündür. O gün herkes kendi derdine düşer; ne güç kalır ne de sığınacak bir yer. Kardeş kardeşten, anne evladından, baba oğlundan kaçar; çünkü herkes kendi hesabının korkusuyla titrer. Sevgi ve bağların yerini korku ve endişe alır, hiç kimse kimseye fayda sağlayamaz. Herkes birbirinden uzaklaşır.

Nitekim Cenâb-ı Hak bu durumu şu âyet-i kerîmeler ile bizlere ifade etmiştir:

Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de bir şey soramazlar. 1

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.2

Halbuki birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kişi, o günün azabı karşısında ister ki oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran bütün ailesini ve yeryüzünde kim varsa herkesi fidye olarak versin de kendisini kurtarsın! 3

Cennet hayatı, insanın hayal edebileceği tüm güzelliklerin ötesinde, her lezzetin en mükemmel hâliyle bulunduğu ebedî bir yurdudur. Orada nimetler, dünyadakine benzer şekilde ama çok daha üstün ve cennete lâyık bir surette sunulur. Bundan sebep, dünyadaki gibi olmasa da cennete lâyık bir surette ebedî, sevimli, şirin bir aile yaşantısı olacağını söyleyebiliriz. Nitekim Cenâb-ı Hak bu hakikati şöyle ifade etmiştir:

O güzel son, babalarından, eşlerinden ve çocuklarından lâyık olanlarla birlikte girecekleri Adn cennetleridir; melekler de ‘Sabretmenize karşılık elde ettiğiniz esenlik daim olsun! Dünya yurdunun ardından ulaştığınız sonuç ne güzel oldu!’ diyerek her kapıdan onların yanına girerler.4

O gün cennetlikler safa sürmekle meşguldürler. Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar. Orada onlar için her tür meyve vardır ve bütün istekleri yerine getirilir. Engin merhamet sahibi Rab'den gelen söz şu olacak: ‘Selâm size!’5

Ve sevinçli olarak âilesine dönecektir!6

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, vefat eden çocuklar ve bebeklerle ilgili hakikati, âyet-i kerîmenin müjdesi ışığında son derece teselli verici bir şekilde dile getirir. Üstada göre bu masum yavrular, ahirette cennet çocukları olarak anne babalarına yeniden ihsan edilir. Böylece dünyada yaşanan ayrılık acısı, ebedî bir kavuşmanın sevinciyle yer değiştirir. Anne ve baba, cennette evlat sevgisinden mahrum kalmaz; bilakis o sevgi, en saf ve en mükemmel hâliyle kendilerine tekrar sunulur.

Kur’ân-ı Hakîm’de وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ beşâretinin sırrı ve meâli şudur ki: Mü’minlerin kablelbülûğ vefât eden evlâdları, cennette, cennete lâyık bir sûrette, ebedî, sevimli, dâimî çocuk kalacaklarını; ve cennete giden peder ve vâlidelerinin kucaklarında ebedî medâr-ı sürûrları olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlâd okşamak gibi en latîf bir zevki, ebeveynlerine te’mîne medâr olacaklarını; ve her bir lezzetli şeyin cennette bulunduğunu; ve cennet tenâsül yeri olmadığından, evlâd muhabbeti ve okşaması olmadığını diyenlerin, hükümleri hakîkat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümâtla karışık evlâd sevmesine ve okşamasına bedel, sâfî ve elemsiz milyonlar sene ebedî evlâd sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i îmânın en büyük bir medâr-ı saadeti olduğunu, şu âyet-i kerîme وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ cümlesiyle işâret ediyor ve müjde veriyor.7

İmansız olarak ahirete göçen akrabalar hakkında ise onların durumuna karşı, dünyadaki gibi bir acıma ve merhamet hissinin söz konusu olmayacağı bildirilmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmede bu konuda müminlerin ölçüsünü açıkça belirlemiş ve böyle bir yaklaşımı yasaklamıştır.

Hakikaten onların, Cehennem ehli oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akrabâ bile olsalar, ne peygamberin ne de îmân edenlerin, müşrikler için mağfiret dilemeleri (doğru) olmaz!8

Kaynakçalar
  1. Mü'minûn 23/101

  2. Abese 80/33-37

  3. Meâric 70/11-14

  4. Ra'd 13/23-24

  5. Yâsîn 36/55-58

  6. İnşikâk 84/9

  7. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 229

  8. Tevbe 9/113


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız