İlgili kısım Risale-i Nur'da şöyle geçmektedir:
Şöyle ki: فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ âyetinde kısa nazarlı ve dar fikirli bir tabaka-i insaniye, hevâ-yı nesîmînin tabakātını fehmeder. Ve kozmoğrafya ile sersemleşmiş diğer bir tabaka-i insaniye dahi, elsine-i enâmda seb‘a-i seyyâre ile meşhur yıldızları ve medârlarını fehmeder. Daha bir kısım insanlar, küremize benzer zevilhayatın makarrı olmuş, semâvî yedi küre-i âharı fehmeder. Diğer bir tâife-i beşeriye, manzûme-i şemsiyenin yedi tabakaya ayrıldığını, hem manzûme-i şemsiyemiz ile beraber yedi manzûmât-ı şümûsiyeyi fehmeder.1
Bu metinde eski kozmoloji anlayışlarına ve insanların gökyüzünü algılama biçimlerine işaret etmektedir. Âyette "sonra göğü (yaratmayı) kastedip onları yedi (kat) semâ olarak tanzîm eden O'dur“ demektedir. Bu bağlamda bir kısım insanlar bu âyetten farklı manalar çıkartmışlardır. "Daha bir kısım insanlar, küremize benzer zevilhayatın makarrı olmuş, semâvî yedi küre-i âharı fehmeder” kısmından şu anlaşılmaktadır: Yani bazı insanlar gökyüzünde, bizim Dünya’ya benzeyen ve canlıların yaşayabileceği yerler olabilecek başka yedi gök küresi (âlemi) bulunduğunu düşünür ve bunu böyle anlar. Yani bu kişiler, yalnızca Dünya’nın değil, ona benzer şekilde hayat barındırabilecek başka gök cisimlerinin de var olabileceğini kabul ederler. Bu metnin devamında Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir:
Bu âyetin külliyetinde mezkûr yedi kat tabakanın yedi kat ma‘nâları gibi, daha çok cüz’î ma‘nâları vardır. Herkes fehmine göre hissesini alır ve o mâide-i semâviyede herkes rızkını bulur.2
Yani âyette geçen “yedi kat” ifadesi, yalnızca tek ve dar bir anlama sahip değildir. Geniş, çok katmanlı ve derin manalar taşır. Bu manaların bir kısmı genel ve kapsayıcıdır, bir kısmı ise daha özel ve ayrıntılıdır. İnsanlar bilgi ve anlayış seviyelerine göre bu manalardan hisse alırlar. Herkes kendi aklı ve kavrayışı ölçüsünde âyetten istifade eder. Tıpkı gökten sunulan bir sofra gibi, herkes o İlâhî hakikatten kendine düşen rızkı bulur.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 69.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 70.

