RİSALE-İ NUR

15.08.2025

2

4. Mertebe-i Nûriye-i Hasbiye

Bu kısmı kısaca izah eder misiniz?

* *

*** ***

30.08.2025 tarihinde sordu.

Cevap

Dördüncü Mertebe-i Nûriye-i Hasbiye: Bir vakit ihtiyârlık, gurbet, hastalık, mağlûbiyet gibi vücûdumu sarsan ârızalar, bir gaflet zamanıma rast gelip, şiddetle alâkadâr ve meftun olduğum vücûdumu, belki mahlûkātın vücûdlarını ademe gidiyorlar diye elîm bir endişe verirken, yine bu âyet-i hasbiyeye mürâcaat ettim. Dedi: “Ma‘nâma dikkat et ve îmân dürbünüyle bak!” Ben de baktım ve îmân gözüyle gördüm ki, bu zerrecik vücûdum, her mü’minin vücûdu gibi hadsiz bir vücûdun aynası, ve nihâyetsiz bir inbisât ile hadsiz vücûdları kazanmaya bir vesîle ve kendinden daha kıymetdar, bâkî müteaddid vücûdları meyve veren bir kelime-i hikmet olduğunu.. ve mensubiyet cihetiyle bir an yaşaması, ebedî bir vücûd kadar kıymetdar olduğunu, ilmelyakîn ile bildim. Çünkü şuûr-u îmân ile bu vücûdum Vâcibü’l-Vücûd’un eseri ve san‘atı ve cilvesi olduğunu anlamakla, vahşi evhâmdan ve hadsiz firâklardan ve hadsiz mufârakat ve firâkların elemlerinden kurtulup mevcûdâta, hususan zîhayatlara taalluk eden ef‘âl ve esmâ-yı İlâhiye adedince uhuvvet râbıtalarıyla, münâsebet peydâ eylediğim bütün sevdiğim mevcûdâta, muvakkat bir firâk içinde dâimî bir visâl var olduğunu bildim. İşte îmân ile ve îmândaki intisâb ile, her mü’min gibi, bu vücûdum dahi hadsiz vücûdların firâksız envârını kazanır. Kendi gitse de onlar arkada kaldığından, kendisi kalmış gibi memnun olur. Hulâsa: Ölüm firâk değildir, bir visâldir, bir tebdîl-i mekândır, bâkî bir meyveyi sünbül vermektir.1 

Bediüzzaman Hazretleri burada özetle diyor ki:

Bir zaman ihtiyarlık, gurbet, hastalık ve mağlûbiyet gibi zor hâller peş peşe geldi. Bu hâller beni sarstı. O anda gaflete düştüm; hem kendi varlığımla hem de bütün mahlûkatın varlıklarıyla alakalı kuvvetli irtibatım sebebiyle, “Acaba hepsi yokluğa mı gidiyor?” diye şiddetli bir korku ve endişe yaşadım. Bu zor şartlar altında derin bir kaygı bastırınca, “Hasbiyallah”2  âyetine tekrar yöneldim. Âyet, “Ma‘nâma dikkat et ve imân gözlüğüyle bak!” diye seslendi.

İnsan, bu âyetin anlamına dikkatle ve imân nazarıyla bakınca, geçici olan bedeninin aslında sonsuz bir varlığın -yani Allah’ın- aynası olduğunu ve ebedî bir hayata vesile olabileceğini fark eder. İmân sayesinde, insanın küçük ve fâni görünen vücudu, Allah ile irtibat kurarak anlam kazanır. Bu irtibat, insanı yok olmak endişesinden kurtarır; çünkü Allah’ın isim ve fiillerine ayna olmakla, varlıkların tümüyle derin bir bağ kurar. Bu bağ, sevgi, muhabbet ve kardeşlik duygularını güçlendirir. Tıpkı bir ordu mensuplarının komutanları aracılığıyla birbiriyle bağ kurması gibi mü'min de imân bağıyla bütün varlıklarla dostluk kurar.

İnsan vücudu, bir kelime gibi geçici olsa da; anlamı, misâli, neticeleri, ruhu ve temsil ettiği tesbihâtıyla çok boyutlu ve kalıcı bir varlık kazanır. Yani insan ölse bile hafızalarda, kader defterlerinde, Allah’ın ilminde ve kâinatta yankılanan tesbihâtlarında birçok manevi iz bırakır. Bu bakımdan vücut sadece zahirî bir cisim değil, mânevî yönleriyle ebediyetle alakadardır.

İmân olmazsa, bu derin ve kıymetli varlık boyutları kaybedilir. İnsan sadece zahirî bedeniyle yok olup gitmiş gibi olur. Bediüzzaman Hazretleri, geçmişte çiçeklerin çabuk solmasına üzülürken, bu imânî nazarla onların aslında yok olmadığını; ma'nâlarını, suretlerini ve hakikatlerini bıraktıklarını anlar. Aslında her biri, daha büyük bir anlamın tohumu gibidir, bu sebeple artık “yazık oldu” değil, “Maşallah, Bârekallah” der.

Son olarak, imân şuuru ve Allah’a intisab (bağlılık) sayesinde insan, kendisini sadece bir varlık değil, kâinatın sanatkârı olan Allah’ın mükemmel bir eseri olarak görür. Bu bilinçle insan, Allah’ın kâinattaki kudret ve sanatının özetini taşıyan özel bir varlık olduğunu hisseder. Böylece hem kendi varlığına kıymet verir, hem de bütün kâinatın diliyle “Hasbunallahu ve ni’mel vekîl”3  diyerek sonsuz bir güven duygusuna  ulaşır.

  1. Bediüzzaman Said Nursi, Lemalar, Hayrat Neşriyat, Isparta 2016, s. 268

  2. Tevbe, 9/129.

  3. Âl-i İmrân, 3/173.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Yorumlar (0)

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız