FIKIH VE İBADET

02.08.2012

9360

Sünnete Göre Namazda Rükûnun Yapılışı ve Rükûda Dikkat Edilecek Hususlar

05.08.2012 tarihinde cevaplandı.

Cevap

Rükû sözlükte “eğilmek” anlamına gelir. Namazın ana unsurlarından olan rükû, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Rukü namazın farzlarındandır.1 Farz oluşu âyet ve hadislerle sâbittir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

 Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin ve Rabb’inize kulluk edin.2

Kur’an’da, Hıristiyanlığın aslında da rukû ve secdeli namaz bulunduğu şöyle bildirilir: 

Ey Meryem! Rabb’ine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle birlikte sen de rükû et.3

Rükunun en azı kişinin elleri dizlerine kavuşacak şekilde eğilmesidir. En mükemmeli de, kişinin sırtı ile boynunu dümdüz yapmasıdır.4 Nitekim bir hadiste Sevgili Peygamberimizin (sav) namazını tarif eden sahabe efendilerimiz (ra) şöyle aktarmışlardır:

 Hz. Peygamber rükûa gidince, sırtı üzerinde bir bardak su bulunacak olsa, hareket etmezdi.5

Rükuda kişi baldırlarını ve uyluklarını dik tutar, başı ile kuyruk sokumunun düzgün ve aynı seviyede olmasına dikkat eder. Namaz kılan kişiye, rükuda elleri ile dizlerini tutması ve kıble yönünde ellerinin parmaklarını açık tutması yeterlidir.

Kişi rükuda başını ne yükseltir, ne de alçaltır. Erkekler dirseklerini böğürlerinden ayırır, kadınlar ise bu uzuvlarını birbirine bitiştirirler. 6Nitekim bir hadiste şöyle denilmiştir:

Resulullah (sav) rüku yapınca itidali muhafaza eder, başını (yukarı) dikmez, (aşağı da) eğmezdi. Ellerini diz kapaklarının üzerine koyardı. Secde için yere eğilince adalelerini koltuk kısmından yana açardı. Ayaklarının parmaklarını da aralardı.7

Rüku yaparken, bir süre beklemek (tuma’nîne) ve yine rükûdan doğrulunca, uzuvlar sâkin oluncaya kadar bir süre ayakta durmak (kavme) Ebû Yûsuf’a ve Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre farzdır.8 Bunun süresi “sübhânellah’il-azîm” diyecek kadardır. Ebû Hanîfe’ye göre tuma’nîne ve kavme vâciptir.9

Bununla birlikte rukûda üç kere, “sübhâne Rabb’iye’l-azîm (Yüce olan Rabb’imin adını tesbih ve tenzih ederim.)” demek sünnettir.

Kaynakçalar
  1. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.

  2. Hac, 22/77.

  3. Âl-i İmrân, 3/43.

  4. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.

  5. Buhârî, Ezân, 120,

  6. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.

  7. Nesai, İftitah, 96.

  8. Buhârî, Ezân, 95, 122; Müslim, Salât, 45; Ebû Dâvud, Salât, 164; Tirmizî, Mevâkît, 110.

  9. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Risale Yay., İstanbul 1990, c. 1, s. 518.


Paylaş

Facebook'ta paylaş

Whatsapp'da paylaş

Hesaplarımıza abone olun sorularımızdan ilk siz haberdar olun

Yorumlar (1)

beni bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.

06.08.2012

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız