Huruf-u Mukattaa; harf kelimesinin çoğulu olan hurûf ile “kesilmiş, ayrılmış” anlamındaki mukattaa kelimesinden meydana gelen bir tamlamadır. Mukattaa, “kesmek, bir şeyi bütününden ayırmak” mânasına gelen kat‘ kökünden türemiş bir sıfat olup söz konusu harfler, kelimeyi oluştururken okundukları gibi değil, kendi isimleriyle telaffuz edildiklerinden “bağımsız ve ayrı harfler” anlamında “hurûf-ı mukattaa” diye anılmıştır. Hurûf-ı mukattaa, Arap alfabesindeki on dört harften (ا، ح، ر، س، ص، ط، ع، ق، ك، ل، م، ن، هـ، ى) teşekkül etmiş olup bunların üçü tek, dördü iki, üçü üç, ikisi dört, ikisi de beş harflidir. Tekrarlarıyla birlikte yirmi dokuz ünite oluşturan hurûf-u mukattaa, ikisi Medenî olmak üzere yirmi dokuz sûrenin başında yer alır.
Sorunuzun ikinci kısmındaki hadise şu şekilde gerçekleşmiştir:
Bir gün Medine’de yaşayan bazı Yahudi âlimleri, Peygamberimiz (sav)’e gelerek şöyle dediler: “Ya Muhammed, senin ümmetinin ömrünün kısa olduğuna Bakara Suresi’nin başındaki Elif Lâm Mîm işaret ediyor.” Bunun üzerine Peygamberimiz (sav), onlara diğer sûrelerin başlarındaki hurûf-u mukattaaları okuyarak, “Daha var.” diye cevap verdi.1
Burada Yahudi âlimlerinin, Tevrat’tan gelen bilgileriyle hurûf-u mukattaanın tarih verebileceğini bildikleri anlaşılmaktadır.
Harflerden tarih çıkarılması ise ebced hesabına dayanır. Bu hesaba göre her harfin bir rakam değeri vardır. Kur’an, bir yandan harflerle manaları anlatırken bir yandan da bazı tarihlere işaret etmektedir. Mesela Elif Lâm Mîm, ebced hesabıyla 71 eder. Yahudiler, bu nedenle ümmetin ömrünün kısa olduğunu söylemişlerdir. Ebced hesabı ve daha geniş ifadesiyle cifr ilmi, gizli ve ince fakat makbul bir ilimdir. Peygamberimiz (sav)’in Yahudilere aynı tarzda cevap vermesi bunu gösterdiği gibi, Kur’an’dan yapılan birçok tarih tespiti de bunu ispat etmektedir.
Taberî Tefsiri, İstanbul: Hisar Yayınevi, 1996 ,c1, s.76-78. ,İbn Kesîr, İstanbul, Kahraman Yayınları, 1984 c.1, s.161-162

